Joe Aquilina, 7 Mayıs 2026'da adaylığının kesinleşmesinden bu yana saatlerce bölgesinde yürüyerek insanlarla konuştu. Evlerinin önünde, bahçelerinde, otobüs duraklarında, dükkânlarda ve kafelerde pek çok sohbet gerçekleştirdi. Bazı konuşmalar saniyeler sürdü, bazıları ise uzun süre aklından çıkmadı.
Ancak bir cümle defalarca tekrarlandı: "Hiçbir şey değişmiyor."
Bu söz bazen öfkeyle, bazen de kabullenişle dile getirildi. Fakat belki de en endişe verici konuşmalar, artık oy vermenin bir anlamı olmadığını sessizce söyleyen gençlerle yapılanlar oldu.
Aquilina, birçok insanın neden böyle hissettiğini anladığını belirtiyor.
Siyaset çoğu zaman insanların uzaktan izlediği bir şeye dönüştü; oysa insanların kendilerini siyasetin bir parçası olarak hissetmeleri gerekiyor. Birçok kişi güvenini yitirdi, diğerleri ise gürültüden, bölünmüşlükten ve günlük hayata hiç ulaşmayan vaatlerden bıktı. Ancak son birkaç haftanın sahada geçen günleri bir şeyi hatırlattı: Tüm hayal kırıklığına rağmen insanlar toplulukları ve Malta'nın geleceği için hâlâ derinden kaygılanıyor.
İnsanlar daha temiz bir siyaset istiyor. Hesap verebilirlik istiyor. Konuşmadan önce dinleyen liderler istiyor. Sadece seçim kampanyası döneminde değil, kampanya bittikten çok sonra da insanların günlük gerçeklerini anlayan temsilciler istiyor.
Özel sektörden gelen ve her gün insanlarla yakın çalışan biri olarak Aquilina, liderliğin dinlemekle başladığına her zaman inandığını söylüyor. İş dünyasında insanları dinlemeyi bırakırsanız başarısız olursunuz; topluluklar da bundan farklı değildir. Aquilina, siyasete politikacıların tüm cevaplara sahip olduğuna inandığı için değil, sıradan insanların yeniden duyulmayı hak ettiğine inandığı için girdiğini vurguluyor.
Bir baba olarak Aquilina, gelecek nesillere ne tür bir ülke bırakıldığını sıklıkla düşündüğünü belirtiyor. Sadece altyapı veya ekonomi açısından değil, toplumun hangi değerler etrafında inşa edildiği açısından da bu soruyu sorguluyor: İnsanların güçsüz ve kopuk hissettiği bir ülke mi, yoksa hâlâ fark yaratabileceğine inanan bir ülke mi?
Gerçek değişim nadiren bir gecede gerçekleşir ve kesinlikle sadece internette olmaz. Sosyal medyada hayal kırıklıklarını paylaşmak anlık bir tatmin sağlayabilir, ancak insanlar aynı zamanda katılmaya, sesini yükseltmeye, oy kullanmaya ve sürece dâhil olmaya istekli değilse gerçek hayatta çok az şey değişir. Demokrasi ancak iyi insanlar kenarda durmayı reddedip öne çıktığında işler.
Bu seçim sadece politikacı seçmekle ilgili değil; Malta'nın önümüzdeki nesil boyunca nasıl bir ülke olmasının istendiğiyle ilgili.
Aquilina, Malta'nın hâlâ insanların gurur duyduğu, dinlendiğini hissettiği ve yeniden umutlu olduğu bir ülke olabileceğine içtenlikle inandığını söylüyor. Ancak bu değişim tek bir kişiden gelmeyecek; sıradan insanların seslerinin hâlâ önemli olduğuna karar verdiği anda başlayacak. Aquilina, parti lideri Alex Borg önderliğinde yeni bir yön, "Nifs Ġdid" ve daha olumlu bir siyaset tarzına inanan diğer adaylarla birlikte bu seçimin parçası olmayı tercih ettiğini belirtiyor.
Eğer yeterince iyi insan "hiçbir şey değişmiyor" demeye son verirse, belki de birlikte bunun aksini kanıtlayabilirler.
Joe Aquilina, 9. ve 10. seçim bölgelerinde Milliyetçi Parti listesinden genel seçimlere katılıyor. Aquilina başarılı bir girişimci, toplum aktivisti ve yerel meclis üyesi olup sorumlu büyüme ve kamu hizmetine güçlü bir bağlılık taşımaktadır. Yıllardır Swieqi topluluğunda aktif olan Aquilina, insanlara yakın olmaya ve en çok ihtiyaç duyulan yerde katkıda bulunmaya inanmaktadır.