Malta'daki bir araştırma ekibi, agresif akciğer kanserinin tedavisine yönelik yeni bir tedavi geliştirmeye önemli bir adım attı. Ekip, laboratuvar modelleri oluşturdu ve bu modeller insan vücudunda hastalığın davranışını daha yakından taklit ediyor. Eğer başarılı olurlarsa, deneysel tedavi sadece tümörleri küçültmeye yardımcı olmayacak, aynı zamanda kanserin diğer organlara yayılma riskini de azaltabilir.
2024 yılında yayınlanan Küresel Kanser Gözlemevi verilerine göre, akciğer kanseri Malta'da en sık teşhis edilen dördüncü kanser türü olmasına rağmen, en ölümcül kanser türüdür. Malta Üniversitesi Tıp ve Cerrahi Fakültesi, 20 yılı aşkın bir süredir kanser araştırmaları yapıyor. 2016 yılından bu yana, Klinik Farmakoloji ve Terapötik Bölümü, akciğer kanserinin tedavisinde kullanılan ilaçlar üzerine özel bir araştırma ilgi alanı geliştirdi.
Araştırmacılar, üç ilacı birleştirerek, spesifik kanser ile ilgili genlerin etkilerini hedefleyen ve değiştiren bir deneysel tedavi üzerinde çalışıyorlar. Hedef, akciğer kanserinin gelişimi ve ilerlemesinde yer alan proteinlerin üretimini azaltmaktı. Moleküler farmakologlar ekibi, daha önce bu tedaviyi farklı geleneksel hücre kültürleri ve mini-organ tümör modelleri kullanarak test etti. Bu, araştırmacılara ilaçların kanser hücrelerini hedef alabileceğini, ancak sağlıklı hücrelere zarar vermediğini değerlendirmelerine olanak tanıdı.
Umut verici sonuçların ardından, araştırmacılar şimdi daha gelişmiş hücre kültürü sistemleri olan hava-sıvı arayüzü modelleri ve organoidler üzerinde çalışıyorlar. Bu modeller, akciğer kanserinin insan vücudundaki davranışını daha iyi yansıtıyor. Geleneksel hücre kültürlerinin aksine, bu modellerde daha geniş bir uzmanlaşmış hücre yelpazesi bulunuyor ve bu da insan akciğerine daha çok benzeyen bir ortam yaratıyor. Bu, araştırmacılara tümörlerin nasıl geliştiğini ve tedaviye nasıl cevap verdiklerini daha gerçekçi koşullarda incelemelerine olanak tanıyor.
Dr. Vanessa Petroni Magri, Prof. Anthony Fenech ile birlikte araştırmayı yönetiyor ve ekibin ilk laboratuvar bulgularından bu yana önemli ilerleme kaydettiğini belirtiyor. Araştırmacılar, ayrıca üçlü ilaç kombinasyonunun güvenliğini de araştırmaya başladılar. Daha önceki çalışmalar, tedavinin kanser hücrelerini nasıl etkili bir şekilde yok ettiğine odaklanırken, şimdi ekibi kalbin üzerine istenmeyen etkileri olup olmadığını da inceliyor. Kalp toksisitesi sonuçları, tedavinin güvenliği hakkında önemli bilgiler sağlayacak ve bu da tedavinin bir sonraki araştırma aşamasına geçmesine olanak tanıyacak.
Bu gelişmeler, deneysel tedavinin klinik testlere bir adım daha yakın olmasına önemli bir adım teşkil ediyor. Daha gerçekçi laboratuvar modellerini kapsamlı güvenlik değerlendirmeleriyle birleştiren araştırmacılar, terapinin bir gün etkili ve güvenli bir tedavi seçeneği olabileceğine dair daha güçlü kanıtlar oluşturmayı umuyorlar. Ancak, böyle bir çalışmanın güvenli ve etkili olduğuna dair yeterli kanıt bulunması için birkaç yıl daha araştırma ve test gerekecek.
Tüm araştırmalar, Klinik Farmakoloji ve Terapötik Bölümü laboratuvarlarında Dr. Giulia Vassallo Eminyan, Maya Apap, Matthew Clark, Emma Farrugia, Martina Spiteri ve Sven Kilger tarafından yürütülüyor. Çalışma, Xjenza Malta tarafından sağlanan hibeler ve PANTHER R&I Technology Development Programme ile Beating Hearts Malta Association tarafından sağlanan hibeler ve University of Malta Research Innovation and Development Trust (RIDT) aracılığıyla finanse ediliyor.