Malta kırsalının yerli bir sakini olarak bilinen Avrupa kedi yılanının adaya doğal yollarla değil, insanlar tarafından getirildiği ortaya çıktı.
Uluslararası bilim dergisi Biogeographia'da yayımlanan yeni bir genetik araştırma, Malta'daki Telescopus fallax popülasyonunun Balkanlar ve Yunanistan'daki popülasyonlarla doğrudan genetik bağ taşıdığını gösterdi.
Maltalı araştırmacılar Arnold Sciberras, Jeffrey Sciberras ve Alan Deidun'un da yer aldığı bilim ekibi, bu türün Malta'nın diğer sürüngenleri gibi Sicilya'dan bir kara köprüsü üzerinden geçmediğini belirledi. Araştırmacılara göre yılanlar, Akdeniz'i aşarak Malta'ya yerleşen insanlar tarafından bilerek ya da kazara taşındı.
Kedi yılanı nispeten küçük ve ince yapılı bir tür. Kendine özgü gözleri ve leopar benzeri kamuflaj deseniyle kolayca tanınıyor. Genellikle koyu kahverengi veya siyahımsı beneklere sahip bej renkli olan yılan, yassı bir başa sahip ve yaklaşık 70 cm uzunluğa ulaşıyor.
Yılan insanlar için tehlikeli değil. Avını felç etmek için evrimleşmiş bir zehre sahip olsa da Malta kırsalında genellikle çekingen davranıyor ve geceleri ortaya çıkıyor. Bir insanla karşılaştığında ilk içgüdüsü kaçmak ve taş duvarların çatlaklarına saklanmak oluyor.
Sekiz yılandan alınan DNA analizi
Araştırmacılar, trafik kazalarında ölen sekiz yılanın mitokondriyal DNA'sını analiz etti ve bu yılanların Ege bölgesindeki örneklerle neredeyse aynı olduğunu saptadı.
Bu genetik benzerlik, az sayıda yılanın adalara antik çağdaki deniz ticareti veya göçler yoluyla ulaştığına işaret ediyor.
Yani yılanlar adalara kara köprülerini geçerek değil, insanların odun gibi malzemelerle birlikte taşıması sonucunda geldi. Zamanla bu yılanlar Malta ekosistemine uyum sağladı ve yerleşti.
Araştırmacılar şu sonuca vardı: "Bazı yazarlar Telescopus fallax'ın Malta takımadasında yerli olabileceğini ihtiyatlı biçimde öne sürmüştü. Ancak genetik çeşitlilik eksikliği, Balkan yarımadası kladıyla paylaşılan haplotip ve Malta takımadası ile Balkanlar arasında doğrudan kara bağlantısının bulunmaması, Malta'daki popülasyonun yakın tarihli ve büyük olasılıkla insan aracılığıyla gerçekleşen bir yayılımla oluştuğunu güçlü biçimde destekliyor."
Tür şu anda Malta'nın biyoçeşitliliğinin koruma altındaki bir parçası.
Yılan istilacı bir tehdit oluşturmuyor; ancak varlığı, Malta'nın Akdeniz deniz ticaretinde antik çağdan beri önemli bir merkez olduğunun canlı kanıtı niteliğinde.
Araştırmacılar şunları ekledi: "Daha önceki hipotezler türün yakın zamanda, muhtemelen 20. yüzyılın başlarında geldiğini öne sürüyordu. Ancak tarihsel kayıtlar, türün bu dönemden önce Malta'da bulunduğunu gösteriyor. Bu durum, gelişin yüzyıllar öncesine, muhtemelen mal ve malzeme taşımacılığını içeren antik ticaret veya kültürel değişimlere dayandığı olasılığını gündeme getiriyor."
Araştırmacılar ayrıca türün Malta genelinde daha önce düşünülenden daha yaygın olduğunu, ancak Gozo'da hâlâ nadir bulunduğunu belirtti. "Gozo'daki varlığı büyük olasılıkla Malta'dan ikincil, insan destekli bir yayılımın sonucudur" dediler.
"Bu araştırma yalnızca uzun süredir devam eden bilimsel bir soruyu yanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda insanlık tarihinin ada ekosistemlerinin biyoçeşitliliğini şekillendirmedeki derin rolünü de gözler önüne seriyor."