Malta'da düzenlenen benzersiz bir sanat atölyesi, yaratıcılığın görmenin çok ötesine geçtiğini ve dokunarak da aynı güçle deneyimlenebileceğini kanıtladı.
Sanatçı Alessandra Farrugia, SPERO işbirliğiyle bir grup görme engelli yetişkinle dokunsal sanat seansı gerçekleştirdi. Atölye, sanatın görüldüğü kadar derinden hissedilebileceği fikri üzerine kuruldu.
"Texture Mosaic – 20 Stories, One Surface" (Doku Mozaiği – 20 Hikâye, Tek Yüzey) adlı atölye, katılımcıları görsel sonuçlara odaklanmak yerine doku, hareket ve kişisel ifadeyi keşfetmeye davet etti.
Büyük bir tuval 20 ayrı kareye bölünerek her katılımcıya kendi yaratım alanı verildi. Katılımcılar dokulu macun, kum ve akrilik boya gibi malzemeler kullanarak kendi dokunsal kompozisyonlarını oluşturdu. Pürüzlü, pürüzsüz, katmanlı ve kabartmalı yüzeylerle özgürce deneyler yaptılar.
Bir şey çizme ya da görsel bir şeyi kopyalama baskısı yoktu. Odak tamamen duyum ve dokunarak yaratıcılık üzerineydi.
Deneyimi özel kılan, bireysellik ile iş birliğinin harmanlanmasıydı. Her kare, yaratıcısının elleriyle şekillenen kişisel bir hikâyeyi yansıtıyordu. Ancak bölmeler kaldırıldığında tüm parçalar tek bir bütünleşik sanat eserine dönüştü.
Her şeyi birbirine bağlamak için tuvalin geneline ince altın dokunuşlar eklendi. Bu dokunuşlar ışığı, dayanıklılığı ve insanlar arasındaki görünmez bağları simgeliyordu.
Atölye, katılımcıların farklı doku ve teknikleri keşfettiği, merak, kahkaha ve sessiz keşif anlarıyla dolu güçlü bir atmosfer yarattı.
Farrugia için bu deneyim yalnızca bir sanatçı olarak değil, aynı zamanda bir anne olarak da özel bir anlam taşıyordu. 13 yaşındaki oğlu Luke de seansa katılarak yaratıcılığın insanları beklenmedik şekillerde nasıl bir araya getirebildiğine tanıklık etti.
Ortaya çıkan eser bir sanat çalışmasından çok daha fazlası oldu. Her hikâyenin önemli olduğunu, her katkının değer taşıdığını ve en güçlü sanatın gördüğümüz değil hissettiğimiz şey olduğunu hatırlatan bir simgeye dönüştü.