Icerige atla
Politika ⭐ 82/100

Orbán Devrildi: Sıradaki Kim?

Orbán Devrildi: Sıradaki Kim?

Avrupa Birliği'ndeki demokratik gerilemeyi yıllardır haberleştiren bir gazeteci olarak, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán'ın çarpıcı siyasi çöküşünü yazmak neredeyse inanılmaz geliyor.

Pazar günü, eski bir hükümet içeriden dönüşen muhalefet lideri Péter Magyar, Macaristan'ın yeni Başbakanı olarak resmen ilan edildi. Magyar, toplam 199 sandalyeden 138'ini kazanarak yüzde 70'e yakın ezici bir çoğunluk elde etti.

Avrupa'nın aşırı sağ güçlü adamlara olan iştahının turnusol testi olarak görülen bu seçimin sonuçları, AB üye devletlerinde büyük bir rahatlama yarattı. Orbán'ın Rusya ve ABD'ye olan yakınlığı, karar alma sürecinde uzlaşıya bağımlı olan AB'yi uzun süredir rehin almıştı.

İç cephede ise Macar halkının Magyar'ın yolsuzlukla mücadele çağrısına verdiği yanıt, ülkenin ekonomik zayıflıkları ve kamu hizmetlerindeki çürümeyle doğrudan bağlantılıydı. Bu sonuç, iktidarı kötüye kullanmayı dizginleyemeyen popülistlere de açık bir mesaj gönderiyor.

Propaganda ve korku söylemine boğulmuş olsalar bile seçimler, insanların faturalarını ödedikten sonra ceplerinde kalan parayla, hükümetin ülkeyi zorlu sularda yönetme kapasitesine olan güvenle ve söylem ile gerçeklik arasındaki uçurumun büyüklüğüyle belirleniyor.

Macarlar Magyar'ın etkileyici zaferini sokaklarda kutlarken daha geniş bir soru gündeme geliyor: Orbán'ın yenilgisi, Avrupalı liderlerin umduğu dönüm noktası mı olacak? Yoksa çirkin jeopolitik tarafından çabucak geri alınacak kısa süreli bir parıltı mı?

Daha açık bir ifadeyle: sırada kim var?

Bize daha yakın diğer Avrupa ülkelerinde de aşırı sağ partiler benzer sarsıntılar yaşıyor.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, daha önce seçim yenilmezliği aurasıyla yönetirken, hükümetinin ülkenin bağımsız yargısını susturacak tartışmalı bir oylamayı geçirememesiyle ciddi bir darbe aldı.

Fransa'nın yerel seçimlerinde ise Marine Le Pen'in Ulusal Birlik partisi, ulusal anketlerdeki rahat liderliğine rağmen gelecek yılki cumhurbaşkanlığı yarışı öncesinde belirleyici bir zafer elde edemedi.

Tek bir ülkenin seçim sonuçlarından kesin sonuçlar çıkarmak erken olsa da, otoriter ve yolsuz popülistlerin durdurulamaz görünen ivmesini artık kaybediyor olabileceğini ummak cazip.

Genel seçimlerin yaklaştığı Malta'da da şu soruyu sormak gerekiyor: Macarların 16 yıllık yaygın yolsuzluğun ardından oylarıyla gerçekleştirdiği siyasi devrimi Malta da yaşayabilir mi?

Magyar'ın oyun kitabından yerel bağlama uyarlanabilecek bir ders varsa, o da şu: Halk, yolsuzluğu açıkça kınayabilen ve bununla mücadeleye lazer keskinliğinde odaklanan birine destek vermeye hazır.

Üzücü gerçek şu ki, Malta'nın siyasi sahnesinde Macaristan'ın yeni başbakanının arkasında kümelenen türden bir hareketi inşa edebilecek güvenilir bir figür bulunmuyor. Ayrıca Maltalılar, Macarların bu seçimlerde sergilediği aktif demokratik katılım kapasitesini paylaşmıyor gibi görünüyor.

Milliyetçi Parti'nin yeni lideri benzer söylemlerle daha yetkin bir hükümet vaadinde bulunuyor olsa da Alex Borg'un retoriği, Magyar'ın sergilediği yolsuzluğu kökünden kazıma kararlılığının aynısını yansıtmıyor.

Orbán döneminde Macaristan ekonomisi artan bir baskı altındayken, Malta ekonomisi baş döndürücü bir büyüme hızını sürdürüyor. Bu durum, işlevsiz kamu hizmetleri ile yolsuzluk arasındaki bağlantıyı halka anlatmayı daha da zorlaştırıyor.

Yerel siyasetçiler, yolsuzluğu temizleyerek ve herkese eşit şartlar sağlayarak insanların günlük sorunlarına yeterince hitap eden bir mesaj oluşturmayı başaramadığı sürece, Malta'nın siyasi devrim anı uzak ve olası olmayan bir senaryo olarak kalmaya devam edecek.

Paylaş: