ABD'nin Chicago kentinde doğan Papa XIV. Leo, NBC'ye verdiği röportajda ABD'ye 'büyük bir sevgi' duyduğunu ancak 'Amerikalı olmayı tesadüfen' yaşadığını söyledi. Papalık yazlık konutu Castel Gandolfo'da düzenlenen bir dua etkinliğinin ardından konuşan Leo, Amerikalı olmanın kendisi için ne kadar önemli olduğu sorusuna, 'Kendimi daha çok Amerikalı olmayı tesadüfen yaşayan papa olarak görüyorum. Amerikalı olmanın ne anlama geldiğini küçümsemek için değil,' yanıtını verdi.
Peru'da neredeyse yirmi yıl misyoner olarak görev yapan Leo, 'Amerika'ya büyük bir sevgim var ama misyonumun çok önemli bir boyutu olduğunu anlıyorum: evrensel bir kilisenin papazı olmak ve dünyanın dört bir yanındaki insanlara seslenme fırsatına sahip olmak,' dedi. 1.4 milyar Katolik'in ruhani lideri olan 70 yaşındaki Papa'ya ABD'yi neyin sevdirdiği sorulduğunda ise 'çok şey' yanıtını verdi.
Leo, 'Bir anlamda, ilkelerden bahsedecek olursak, Amerika'nın temsil ettiği şeyler: özgürlük duygusu, fırsat duygusu, nesiller boyunca dünyanın dört bir yanından insanları Amerika'nın bir parçası olmaya davet etme duygusu,' diye konuştu. Büyükanne ve büyükbabasının göçmen olduğunu belirten Leo, anne tarafından 'hem köle hem de köle sahibi olan insanların' bulunduğunu ekledi.
Selefi Francis gibi Leo da papalığının ilk dönemlerinde göçmenlerin haklarını savundu ve Trump yönetiminin ABD'deki göçmenlere yönelik baskısını 'insanlık dışı' olarak nitelendirdi. ABD Başkanı Donald Trump ile Papa arasında bu yılın başlarında yaşanan anlaşmazlık küresel çapta manşetlere taşınmış ve Katolik ABD'li seçmenleri yabancılaştırma riski taşımıştı.
Papa Leo, 4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü'nde, Afrika'dan tehlikeli Akdeniz yolculuğuyla Avrupa'ya giriş yapan göçmenler için önemli bir nokta olan İtalya'nın Lampedusa adasını ziyaret etmiş, savunmasız göçmenlerin korunması ve hoşgörü çağrısında bulunmuştu. NBC'ye konuşan Leo, ABD'ye henüz bir ziyaret planlanmadığını ancak 'yakında' gitmeyi umduğunu söyledi.
Leo'nun yönettiği Castel Gandolfo bahçelerindeki etkinlik, Aziz Francis of Assisi'nin ölümünün 800. yıldönümü kutlamalarının bir parçasıydı. İtalyan tenor Andrea Bocelli, dünyanın dört bir yanından genç şarkıcılar eşliğinde 'Amazing Grace' ve 'Panis Angelicus' gibi eserleri seslendirdi.