On yılı aşkın süredir Malta siyasetini sarsan petrol tedarik skandalında, kaçak petrol tüccarı George Farrugia'nın beş kardeşi suç ortaklığı suçlamasından beraat etti. Yargıç Yana Micallef Stafrace'in Salı günü verdiği karar, uzun süredir devam eden davada önemli bir dönüm noktası oldu. Skandal, 2013 genel seçimlerinden sadece haftalar önce gün yüzüne çıkmış ve kısa sürede seçim kampanyasının belirleyici olaylarından biri haline gelmişti.
Farrugia, özellikle petrol devi Trafigura'nın yerel aracısı olarak, Enemalta'nın yakıt tedarik süreçlerine bağlı kişilere komisyon ve rüşvet ödemekle suçlanıyordu. Aralarında mevcut polis müdürü Angelo Gafá'nın da bulunduğu soruşturmacılar, Farrugia'nın birçok kardeşinin bilgisi ve rızasıyla Enemalta yetkililerine rüşvet verdiğine inanıyordu.
Kardeşler, George Farrugia'nın iş ortaklarıydı ve John's Group ile Power Plan Ltd adlı iki şirkette yönetici ve hissedar konumundaydılar. Farrugia, petrol tedarik işlemlerini bu şirket üzerinden yürütüyordu. Kardeşler nihayetinde suç ortaklığıyla suçlandı ve 2015'te mal varlıkları donduruldu.
Beş kardeş suçlamaları reddederek Farrugia'nın arkalarından iş çevirdiğini savundu. Dava, başlangıçta davaya bakan yargıç Miriam Hayman'ın atanmasının ardından yeniden başlatılmasıyla birlikte yıllarca sürdü. Mahkeme, kardeşlerin olaylara ilişkin versiyonunu kabul etti ve operasyonlara genel bakışa sahip olabilecek tek kişinin Raymond olduğuna hükmetti.
Yargıç, George Farrugia'nın ifadesini “seçici” olarak nitelendirerek şüpheyle yaklaştı. Mahkeme, beş kardeşin “Power Plan Ltd'de neler olduğundan haberdar olmadığına” hükmetti ve şirketin asıl işinin yağlayıcı madde ithalatı olduğu izlenimine kapıldıklarını belirtti. Mahkeme ayrıca Farrugia kardeşlerin Aikon Ltd'nin varlığından habersiz oldukları yönündeki ifadelerine itibar etti ve George Farrugia'nın ödemelerin onların onayıyla yapıldığı iddiasını “inandırıcı bulmadı”.
Skandalın siyasi etkileri, yargı sürecinden önce Malta'nın 2013 genel seçimlerini etkilemişti. Seçim kampanyası sırasında ortaya atılan iddialar, Labour Partisi'nin corruption karşıtı narrative'ini güçlendirmişti ve parti, seçimlerde büyük bir zafer elde etmişti. Ancak, 13 yıl sonra mahkeme kararı, iddiaların yargı sürecinde kanıtlanmadığını gösterdi.