Icerige atla
Politika ⭐ 85/100

Robert Abela'nın para dansı: Seçim kampanyası mı, hazineye baskın mı?

Robert Abela'nın para dansı: Seçim kampanyası mı, hazineye baskın mı?

Malta Başbakanı Robert Abela, siyasetin en kolay ikinci işini keşfetti: Kendi cebinden çıkmayan parayı, oylarına çok ihtiyaç duyduğu insanlara vaat etmek.

En kolay iş ise, kendisinin ve İşçi Partisi'nin yaklaşan seçimlerde mağdur taraf olduğu yalanını yaymak. Abela'nın mağdurun ne demek olduğunu çok iyi bildiğinden emin olmasam, mağdurun en güçlü taraf anlamına geldiğini sandığını düşünebilirdim.

Oysa Abela ve ekibinin, iktidarın getirdiği parlaklığın tadını çıkardığını çok iyi biliyor. Yaklaşık 13 yıldır iyilik dağıtıyor ve sırt sıvazlıyorlar; bu da onları mağdur konumuna sokmuyor.

Tam tersine, gerçek bir Trump destekçisinin deyimiyle, bu durum onları yenilmesi en zor rakip haline getiriyor.

Ama gelelim siyasetin en kolay ikinci işine.

Son üç haftada Malta, bir seçim kampanyasından çok hazineye yapılan televizyonlu bir baskına tanıklık etti. Başbakan kırmızı kravatıyla tezgâhın arkasında durmuş, faturayı başkasının ödeyeceğine emin bir halde borç senetleri dağıtıyor.

O başkası ise siz ve benim; en azından vergi ödeme görevinden kaçmayanlarımız. Maliye Bakanı Clyde Caruana, ileriye dönük PN fikirlerini eleştirmekte oldukça konuşkan davranırken, Abela'nın savurganlığına soğuk su dökmek konusunda çok daha isteksiz.

Şuna bir bakalım: Yeni doğan bebek? Buyurun 5.000 euro. Genç işçi? İlk 30.000 euro üzerinden vergi yok. Öğrenci? Daha fazla burs, Erasmus için ise ekstra 1.000 euro. İşçi? 1.000 euroluk "süper ikramiye", ama yanlış tür bir işçi değilseniz.

Serbest meslek sahibi? Sosyal güvenlik primini hafifletmek için hibe. Emekli? Size de bir şey var. Dul? Başka bir şey. 75 yaş üstü? Ek 200 euro. Evde bakıcıya mı ihtiyacınız var? Yaklaşık 11.000 euro. Engelli genç yetişkin? Terapi için 1.000 euro. İlk ev mi alıyorsunuz? Hibeler, iadeler, muafiyetler. Gozo'ya yaya mı gideceksiniz? Bedava. Üç çocuğunuz var ve daha büyük arabaya mı ihtiyacınız var? 5.000 euro; eğer elektrikli alırsanız bu rakam 12.000 euroya çıkıyor.

Bu noktada, kampanya cıngıllarından duygusal olarak zarar görenlere ulusal ödenek ve bir İşçi Partisi basın toplantısından gülmeden çıkmayı başaranlara tek seferlik özel ödeme açıklamasını da bekler hale geliyor insan.

İşin dikkat çekici yanı sadece savurganlık değil. Asıl mesele bunun bu kadar açık yapılması. Artık ortada politika yapıldığı izlenimi bile kalmadı.

Ülkede trafik felci, aşırı yapılaşma, kurumsal çürüme, yolsuzluk yorgunluğu, nüfus baskısı, tükenen sabır ve genel olarak ülkenin kötü aydınlatılmış bir franchise şubesi gibi yönetildiği hissi var.

Abela'nın cevabı reform değil. Hesap verebilirlik değil. Yeterlilik değil. Cevabı şu: Soru sormayı bırakmanız için ne kadar gerekir?

Bu sosyal adalet değil. Bu açık artırma.

Üstelik bu açık artırmacı, başkalarına maliyet hesabı dersi verme cüretini de gösteriyor. Eleştirileri yetersizlik diye savuşturuyor, kendisi ise taksit taksit bir manifesto üretiyor; her gün yeni bir zarf, yeni bir hibe, yeni bir vergi indirimi, yeni bir "hedefli" ödeme, başının okşandığı ve Robert'ın onu anladığı söylenen yeni bir oy bloğu.

O gerçekten anlıyor. İşçi Partisi modelinin tükendiğini, bu yüzden onu yeniden harekete geçirmek için rüşvet vermesi gerektiğini anlıyor. Yolsuzluğa duyulan öfkenin bir çekle yumuşatılabileceğini anlıyor. Sıkıştığını hisseden seçmenlerin biraz nakit kabul edip sonuçları sonra sormaya meyilli olabileceğini anlıyor.

Onu tehlikeli yapan da bu: Cömertlik değil, şefkat kılığına sokulmuş sinizm.

Sorumlu bir hükümet, ülkenin daha adil bir yapıya ihtiyacı olduğu için insanlara yardım eder. Savurgan bir fırsatçı ise yeni bir yetki için ortalığa para saçar. Abela bir gelecek inşa etmiyor. Zaman satın alıyor.

Daha da kötüsü, bunu bizim paramızla satın alıyor.

Paylaş: