Başbakan Robert Abela, Malta'daki enerji talebinin artışının nüfus artışından kaynaklandığına dair iddiaları reddederek, asıl sebebin iklim değişikliği olduğunu savundu.
Abela bu açıklamaları, Malta'da bir siyasi partinin üst üste dördüncü kez iktidara gelmesiyle tarihe geçen İşçi Partisi'nin yeni hükümetteki ilk 100 gününü kutlayan bir konferansta yaptı.
Başbakan, on yıl önce zirve enerji talebinin 417 megavat olduğunu, bu yazki sıcak hava dalgası sırasında ise bu rakamın 741 megavata ulaşarak neredeyse yüzde 80 arttığını hatırlattı. Ancak 2024 yılında maksimum enerji talebinin yüzde 11 düştüğünü ve 2025 yılında da genel olarak istikrarlı kaldığını sözlerine ekledi.
Bu tezini desteklemek için Ulusal İstatistik Ofisi'nin verilerini paylaşan Abela, Malta'ya net göçün son üç yılda üçte bir oranında azaldığını belirtti. Hükümetin, ekonomik büyümeyi feda etmeden ülkedeki yabancı işçi bağımlılığını azaltmaya başladığını savundu.
Abela, diğer AB ülkeleri ekonomik büyümeyi kısıtlayan işgücü açıklarıyla boğuşurken, Malta'nın asıl zorluğunun işgücüne yeterli iş ve yatırım alanı yaratmak olduğunu vurguladı.
Başbakan, yabancı işçilere olan bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyleyen aynı kişilerin, yabancı işçilerin Malta'ya getirilme sürecinin hızlandırılması çağrısı yapmasını da bir çelişki olarak nitelendirdi.
Turizme de değinen Abela, Malta'nın artık bu sektöre ihtiyacı olmadığı yönündeki tartışmaları reddetti. Bu fikre kapılmanın Malta'daki işletmeler ve aileler için felaket sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
"Turizm sektörünü şeytanlaştırmaya çalışanların peşine asla, asla, asla takılmayacağım" diyen Abela, "Bu sektöre her zaman ihtiyacımız olacak ve ona yatırım yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Turizmin sadece ekonomik katkısıyla değil, sosyal etkisiyle de önemli olduğunu belirten Başbakan, sektörün Malta toplumunun diğer kültürlere açık kalmasına yardımcı olduğunu dile getirdi.
Tüm bunlarla birlikte Abela, dengeli bir yaklaşımın gerekliliğine de dikkat çekti. Hükümetinin son aylarda, yerleşim bölgelerine aşırı yük bindirmeyen bir turizm sektörü geliştirmek için çalıştığını anlattı.
Bu kapsamda alınan önlemler arasında turistlerin antisosyal davranışlarına yönelik yerinde kesilen para cezaları ve Airbnb'ler için getirilen daha sıkı düzenlemeler olduğunu hatırlattı.
Abela ayrıca, ABD'ye doğrudan Delta Air Lines seferlerinin başlamasını övgüyle karşıladıklarını ve bu uçuşların Malta ekonomisi için devasa bir pazar açtığını söyledi.
Konuşması boyunca ekonominin önemini defalarca vurgulayan Başbakan, ekonominin son yıllarda Malta'nın en büyük gücü haline geldiğini belirtti.
Uluslararası Para Fonu ve Avrupa Komisyonu'nun, Malta'yı AB'nin en hızlı büyüyen ekonomileri arasında gösteren ve önümüzdeki yıllarda da güçlü bir büyümenin süreceği öngörüsünde bulunan tahminlerine atıfta bulundu. Malta ekonomisinin AB ortalamasının beş katından fazla büyüdüğünü de sözlerine ekledi.
Abela, hükümetin ekonomik büyümeden elde edilen zenginliğin Malta'daki ailelere ulaştığını da garanti etti. Avrupa Komisyonu'nun araştırmasına göre, Malta ve Gozo'daki ailelerin AB genelinde en iyimser aileler olduğunu belirtti.
"Bu istatistikler ışığında, yaptığımız hiçbir şeyi küçümsemesine kimsenin izin vermediğinden emin olalım" çağrısında bulundu.
Enflasyona da değinen Abela, bunu uluslararası alanda ailelerin karşı karşıya olduğu ana baskılardan biri olarak tanımladı. AB genelinde enflasyonun yüzde 3 civarında olduğunu, Malta'da ise bu oranın yüzde 2 olduğunu hatırlattı. Bu farkın, hükümetin enerji fiyatlarına verdiği sübvansiyonlardan kaynaklandığını vurguladı.
"Eğer böyle olmasaydı, AB'nin geri kalanıyla aynı enflasyon oranlarına sahip olurdum" diyen Abela, Malta'daki enerji fiyatlarının istikrarlı kalacağını garanti etti.
AB'nin bazı bölgelerinde benzin ve motorin fiyatlarının litrede yaklaşık 2 euro olduğunu, bazı ülkelerin Malta'dakinin iki katı fiyatlar yaşadığını da sözlerine ekledi.
Abela, tüm bu gelişmelerin artan uluslararası gerilimler ve küresel enerji fiyatlarındaki giderek uzayan dalgalanmaların yaşandığı bir arka planda gerçekleştiğini belirtti.
"Güçlü bir ekonomimiz olmasaydı, tıpkı bir zamanlar AB'nin en güçlü ekonomilerine sahip olan diğer ülkeler gibi, ilerici reformlar getirmek yerine kemer sıkılmak zorunda kalırdık" diyerek sözlerini tamamladı.