Üniversite akademisyenleri ve kıdemli klinik personeli, yaşlıların yaşam vasiyetnamesi hazırlarken maruz kalabileceği "gizli baskıya" karşı daha güçlü önlemler alınması çağrısında bulundu.
Hükümetin önerdiği İleri Tıbbi Direktifler Yasası hakkında hazırlanan görüş belgesinde akademisyenler, güvenilir bir vekil atanmasının statik bir yaşam vasiyetnamesinden daha esnek ve etik açıdan daha sağlam bir güvence sağladığını savundu.
Önerilen yasa, ölümcül hastalığı bulunan hastaların bilinçsiz kalmaları durumunda reddetmek istedikleri tedaviler hakkında önceden karar vermelerine olanak tanıyacak.
Hukuki bağlayıcılığı olan bu "yaşam vasiyetnamesi" ya da ileri tıbbi direktifin uygulanabilmesi için noter onayı gerekecek.
Akademisyenler, yaşamın sonuna ilişkin kararların "yazılı talimatların hukuki olarak mekanik bir şekilde uygulanmasına indirgenemeyeceği" uyarısında bulundu.
Akademisyenlere göre bir vekil, hastanın isteklerini öngörülemeyen tıbbi koşullar çerçevesinde yorumlayabilir. Oysa yıllar öncesinden hazırlanan bir belge bu durumları yeterince öngöremeyebilir.
Savunmasız kişilerin, özellikle yaşlıların, direktif hazırlarken "gizli baskıya" maruz kalabileceği uyarısı da yapıldı.
Görüş belgesine göre, sağlık alanında kalıcı vekaletname düzenlemesinin yasa tasarısından çıkarılması "önemli bir etik ve klinik boşluğa" yol açan bir eksiklik.
Akademisyenler yasa tasarısının arkasındaki niyeti olumlu karşıladıklarını belirterek ileri tıbbi direktiflerin yaşam sonu hasta onurunu korumak, zorlu kararlarla karşı karşıya kalan ailelere destek olmak ve sağlık profesyonellerine hukuki netlik sunmak için hayati bir araç olduğunu ifade etti.
Ancak bu direktiflerin daha geniş bir etik çerçeve içinde uygulanması gerektiğini vurguladılar.
Belgede şu ifadelere yer verildi: "Yaşamın sonundaki kararlar, yazılı talimatların hukuki olarak mekanik uygulanmasına indirgenemez. İleri direktifler; ihtiyatlılık, tedavide orantılılık ve insan onuruna saygı temeline dayanan daha geniş bir etik çerçevede yorumlanmalıdır."
Belgede ayrıca yapay beslenme ve hidrasyon konusundaki klinik ve etik karmaşıklıklar da incelendi. Geri dönüşümlü durumlar, kronik hastalık ve ölüm sürecinin son evreleri gibi farklı tıbbi bağlamların tek tip bir kural yerine ayrı ayrı etik değerlendirme gerektirdiği vurgulandı.
Yaşlılar için güvencelerin artırılması önerisinin yanı sıra görüş belgesi; klinik etik danışmanlık hizmetlerinin oluşturulmasını, palyatif bakım altyapısının güçlendirilmesini, sağlık profesyonelleri için vicdan hükmü eklenmesini ve zihinsel kapasite değerlendirmesi için daha net prosedürler belirlenmesini savunuyor.
Yazarlar, ileri tıbbi direktiflerin yaşam sonu bakımında şefkatli ve etik açıdan sorumlu araçlar olarak işlev görebileceğini, ancak bunun yalnızca onur, dayanışma ve sağlam klinik muhakemeyi ön plana koyan bir yasal çerçeveyle desteklendiğinde mümkün olacağını belirtti.
Görüş belgesi tüm milletvekillerine ve ilgili paydaşlara sunuldu.