Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, tartışmalı göç kuralları reformunu bir sonraki yasama aşamasına taşıma kararı aldı. 389 kabul, 206 ret ve 32 çekimser oyla milletvekilleri, AB'de yasadışı bulunan üçüncü ülke vatandaşlarının geri gönderilmesine ilişkin güncellenmiş sistemi ilerletmeyi onayladı.
Genel kurul oylaması, S&D, Yeşiller/EFA ve Sol gruplarının 9 Mart 2026'da Sivil Özgürlükler Komitesi'nin aldığı kararlara Parlamento iç tüzüğünün 72. maddesi çerçevesinde yaptığı üç ayrı itirazın ardından gerçekleşti.
Hem İşçi Partisi hem de Partit Nazzjonalista milletvekilleri, reform etrafındaki tartışmalara rağmen teklifi ilerletme yönünde oy kullandı.
Önerilen değişiklikler, düzensiz göçmenlere yönelik daha sıkı yaptırımlar getiriyor ve sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmeyi beklerken Avrupa Birliği dışındaki 'geri gönderme merkezlerine' transfer edilmesine olanak tanıyor. Plan ayrıca ayrılmayı reddedenlere yönelik gözaltı ve AB'ye yeniden giriş yasağı gibi daha sert yaptırım önlemleri de içeriyor.
İnsan hakları örgütleri teklifi sert bir dille eleştirdi ve göçmenlerin AB toprakları dışına yerleştirilmesinin hukuki güvenceleri zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası Kurtarma Komitesi, bu konseptin potansiyel 'hukuki kara delikler' yaratacağını belirterek, bu tür tesislerde temel hakların etkin bir şekilde güvence altına alınıp alınamayacağı konusundaki endişelerini dile getirdi.
Eleştirilere rağmen reform, özellikle merkez sağ ve aşırı sağ milletvekilleri arasında siyasi ivme kazandı. Avrupa genelinde göç konusunda daha sert bir tutum benimseme baskısı artıyor. Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler geri gönderme merkezleri kurma olasılığını araştırırken, Fransa ve İspanya gibi ülkeler yaklaşımın etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
Bu önlemler, Avrupa hükümetlerinin bloğun sınır dışı etme sistemini iyileştirme çabalarının bir parçası olarak gündeme geldi. Mevcut sistemde ayrılması emredilenlerin yalnızca yüzde 20'si menşe ülkelerine geri gönderilebiliyor.
2025 yılında göçmen varışları azalmış olsa da göç, son derece hassas bir siyasi mesele olmaya devam ediyor ve birçok üye devlette seçim dinamiklerini etkilemeyi sürdürüyor.
Oylama, Avrupa Parlamentosu ile AB üye devletleri arasında mevzuatın nihai şekli üzerinde müzakerelerin yolunu açtı. Görüşmelerin geri gönderme merkezlerinin hukuki çerçevesi, uygulama yetkileri ve göçmen hakları güvenceleri üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.
Reform nihayetinde kabul edilirse, AB göç politikasında önemli bir dönüm noktası olacak. Yasa, daha sıkı uygulama ve daha hızlı geri göndermeleri ön plana çıkarırken, insan hakları ve hukuki hesap verebilirlik tartışmalarını da yoğunlaştıracak.