Üst düzey bir kamu görevlisi, 2026 genel seçimleri öncesinde yayınlanan 292 İşçi Partisi 'Int Malta' YouTube reklamının veren kişi olarak kayıtlara geçti ve bu durum kamu yönetiminin siyasi tarafsızlık kurallarını ihlal etti.
Clive Farrugia, ülkenin en üst düzey memuru olan Başmüsteşar Tony Sultana'nın ofisinde sekreterya şefi olarak görev yapıyor. Sultana, ülke genelindeki kamu görevlilerinin davranış kurallarından bizzat sorumlu isim.
Bir memur olarak Farrugia'nın reklamları yayınlamadaki rolü, kamu görevlisi sıfatına aykırı. Zira kamu hizmeti kuralları, kamu yönetiminin tarafsızlığını şüpheye düşürecek herhangi bir faaliyete karşı uyarıyor. Nitekim 2015'te bu kurallar, Farrugia gibi yönetici pozisyonundaki memurların her türlü siyasi faaliyetini daha da kısıtladı.
Bu olay, Malta hükümetinin parti siyaseti ile kamu hizmetinin işleyişini birbirinden ayırma konusunda ne kadar umursamaz bir tavır sergilediğinin bir başka örneği. 2020'de kamusal yaşam standartları komiseri, dört İşçi Partisi bakanının, kişisel hesapları için özel olarak oluşturulmuş Facebook içeriklerini yayınlamak için kamu parası kullandığını tespit etti.
Soruşturma, hükümet bakanlarının yıllarca kişisel Facebook sayfalarını sistematik olarak vergi mükelleflerinin parasıyla finanse etmesinden yıllar sonra geldi. Özellikle, hükümetin işleyişi hakkında tarafsız bilgiler içermesi gereken mesajlar, münhasıran bakanlara ait özel Facebook sayfaları aracılığıyla iletilmişti.
Bu soruşturma, görev sahibinden bağımsız olarak her bir bakanlığı temsil eden, hükümete ait özel Facebook sayfalarının oluşturulmasına yol açtı. Artık kamu fonuyla finanse edilebilen bakanlık sayfaları ile yalnızca kişisel kaynaklarla finanse edilebilen siyasi sosyal medya hesapları arasında net bir ayrım bulunuyor.
Ancak bu dönüşüm, 2013'te iktidara gelmesinden bu yana sosyal medya reklamcılığını erken benimseyen bir parti için çok geç geldi. Kamu parasını kişisel sosyal medya gücüne yönlendirme konusundaki inatçılık, İşçi Partisi yönetiminin devlet ile parti arasındaki ayrıma nasıl davrandığını gözler önüne seriyor.
On yıllardır Malta siyasi makinesi, parti aktivistlerinin bilerek bakanların özel sekreterliklerine atanabileceği yönündeki zımni anlaşmayla işliyor. Diğer birçok parti destekçisi, genellikle yönetici veya müdür pozisyonlarına yerleştirilen güvenilir kişi atamaları alıyor. Görevdeki parti yöneticileri siyasi açıdan hassas düzenleyici kurumları yönetiyor veya kazançlı devlet sözleşmeleri alıyor. Bakanlık makamı ile siyasi operasyon arasındaki çizgi, gelenek gereği geçirgen kabul edildi ve seçmenler tarafından fazla normal karşılanan bir 'dokunulmazlık' olarak görülüyor.
Farrugia vakasını farklı kılan şey, Google'ın reklam şeffaflığı araçlarının, reklamların siyasi içerik olarak düzgün şekilde etiketlenmediğini, bunun yerine seyahat, turizm veya eğitim kategorilerinde göründüğünü gösteren bir belge izi üretmiş olması. Bu ayrıntı, AB siyasi reklamcılık kurallarının kasıtlı olarak atlatıldığını düşündürüyor.
Ve bu nedenle, Başmüsteşar'ı ciddi bir hesap verebilirlik sorunuyla karşı karşıya bırakıyor: Parti ile devlet arasındaki sınırı 13 yıldır sadece bir öneri olarak gören bir yönetimde, bu ayrımı uygulamaktan tam olarak kim sorumlu?
Sultana'nın devletin işlevlerini aktif olarak desteklemesi ve kamu hizmeti mekanizmasını, iktidardaki hükümetin siyasi manifestosunu yerine getirecek yöne kanalize etmesi beklendiğine şüphe yok. Ancak bu sorumluluk, ancak kamu hizmetinin çalışanlarından beklediği standartlar ve kurallar yerine getirildiğinde inandırıcı olabilir. Bu tarafsızlık sıradan bir nezaket değil, demokratik yönetimin yapısal bir koşuludur. Sultana'nın kendi astları, partinin hizmetinde başıboş bir şekilde serbest çalışarak buna saygısızlık ediyorsa, en üst düzey memurun kendisi halka sadece bir açıklama değil, bu tarafsızlığı koruyacak gerçek yaptırımlar borçludur.