Eski Başbakan ve İşçi Partisi lideri Alfred Sant, bir zamanlar liderliğini yaptığı partide yeterince işçi sınıfı aktivistinin bulunmadığına inanıyor. Sant, yıllar süren iktidarın İşçi Partisi'ni 'kurumsallaşmaya' çektiği uyarısında bulundu.
Times of Malta'ya konuşan Sant, 'Partide yeterince işçi olmaması beni endişelendiriyor. Eskiden işçi sınıfından aktivistler vardı. Artık o kadar fazla görmüyorsunuz' dedi. Sant, 'Parti artık orta sınıf bir yaklaşıma sahip. İnsanlar bunun herkesin orta sınıf olmasından kaynaklandığını söyleyebilir, ama bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum' diye ekledi.
Şu anda 78 yaşında olan Sant, 1992 ile 2008 yılları arasında İşçi Partisi liderliği yaptı. Bu dönemde 1996-1998 yılları arasında iki yıl başbakanlık görevinde bulundu. Liderliği döneminde ve öncesinde, eski bakanlar Freddie Micallef ve Freddie Portelli ile eski meclis başkanı ve milletvekili Kalċidon Agius gibi isimlerin işçi sınıfı kökenli olduğunu söyledi. Agatha Barbara ve Marie-Louise Coleiro Preca da işçi sınıfı kökenliydi ve cumhurbaşkanı olarak görev yaptılar.
Sant, 'Agatha Barbara, İşçi Partisi'nin 1958'de hükümetten ayrılmasının ardından yoksulluğa düştü' diyerek örnek verdi. 'Günümüzde işçi çocuklarını görüyorsunuz ama onlar profesyonel olmuş, genellikle ya ekonomist ya da avukat oluyorlar.'
Günümüz siyasetinde düşünür eksikliği
Times of Malta'ya evinde verdiği ve en son kitabı hakkında daha geniş bir söyleşinin parçası olan görüşmede Sant, partideki bir başka 'sorun' olarak tanımladığı konuyu da ele aldı. Sant, 'İşçi Partisi'nin sorunu şu: Bir süre iktidarda kaldığınızda, partiye çekilen ve kurumsallaşmanın parçası haline gelen bir grup insan oluyor. Bu fırsatçılıktan kaynaklanmıyor, doğal bir durum' dedi. 'Bu, iktidarda olan herkes için her zaman bir sorundur' diye ekledi.
İşçi Partisi 2013'ten bu yana iktidarda. Sant, konuyu daha da açarken, bir partinin iktidardayken her zaman yönetime tabi olduğunu söyledi. Muhalefetteyken veya bir yasama döneminin başında partinin siyasi nedenlerle insanları çektiğini ve onların partide aktif hale geldiğini belirten Sant, 'İktidarda aktivizm, kurumsallaşmanın parçası olmak anlamına geliyor' dedi.
Sant ayrıca günümüz siyasi ortamında düşünür eksikliğine de dikkat çekti. 'Bu her iki tarafta da geçerli. Yeni eserler ve fikirlerle ortaya çıkan pek fazla insan görmüyorum. Artık Mario Azzopardi veya Oliver Friggieri gibi insanları görmüyorsunuz' dedi. Bunun bir nedeninin de üniversitedeki akademik çevrelerin 'aşırı bürokratikleşmiş' olması olduğunu söyledi.
Başbakanlık ve muhalefet liderliğinin yanı sıra AP üyesi de olan Sant, kitap, oyun ve roman yazmaya hiç ara vermedi. Sant'in kendi çevirdiği 'Snow on Comino' adlı eseriyle ilgili söyleşisi yakında yayımlanacak.