Malta Başsavcılığı'nın, eski bir hastasını evinde taciz ettiği iddia edilen bir bakım görevlisini cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğu gerekçesiyle yargılamama kararı, mahkeme tarafından bozuldu. Mahkeme kararında 'sessizlik rıza anlamına gelmez' ifadesine yer verdi.
Yargıç Mark Simiana, davanın yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderilmesini emrederken şu ifadeleri kullandı: 'Rıza, mağdurun sessizliğinden çıkarılamaz. Aksine, sessizlik rızanın bulunmadığı şeklinde anlaşılmalıdır.'
Karar, kendisine yardım etmek için evine gelen bir bakım görevlisi tarafından tecavüze uğradığını bildirdiği günden bu yana adalet arayan Emma Agius için önemli bir gelişme niteliği taşıyor.
Şu anda 27 yaşında olan Agius, hiçbir zaman rıza göstermediğini ve uyandığında kendisine dokunulduğunu fark ettiğinde uyuyormuş gibi davrandığını söylüyor.
Daha önce yapılan bir hakimlik soruşturması, Agius'un sessizliğini rıza olarak yorumlamıştı. Bu nedenle Başsavcılık, kovuşturma için yeterli sebep bulunmadığına karar vermişti.
Ancak Agius, bu kararı Birinci Hukuk Mahkemesi'ne taşıdı. Yargıç Mark Simiana, Başsavcılığın bu yorumunu reddederek tam tersi yönde karar verdi ve davanın yeniden ele alınmasını emretti.
Agius'u temsil eden Kadın Hakları Vakfı avukatı Lara Dimitrijevic şunları söyledi: 'Bu karar son derece güçlü bir mesaj veriyor. Bu yaşadıklarını kamuoyu önünde anlatma cesareti gösteren Emma için bir zaferdir.'
Avukat ayrıca mahkemenin sessizliğin rıza olmadığına hükmettiğini ve rızanın 'coşkulu bir evet' gerektirdiğini bir kez daha vurguladığını belirtti. Dimitrijevic'e göre Başsavcılığın bu ilkenin farkında olması gerekiyor.
Agius, 2022 yılında Times of Malta'ya verdiği röportajda, hastaneden taburcu olduktan üç hafta sonra Mount Carmel bakım görevlisi tarafından evinde tecavüze uğradığı iddiasının ardından 'hayatına devam edemediğini' söylemişti.
Dava, Agius'un bir bakım görevlisi tarafından tecavüze uğradığı iddiasıyla polise başvurduğu Nisan 2022'ye dayanıyor.
Agius, daha önce sınırda kişilik bozukluğu tedavisi için Mount Carmel Hastanesi'nde kaldığını anlattı. Hastanede kaldığı süre boyunca bakım görevlisiyle tanışmış ve iletişimleri sürmüştü.
Hastaneden çıktıktan sonra zor bir dönem geçirdiğini, bu süreçte bakım görevlisinin kendisine yardım etmek için evine geldiğini belirtti.
Agius'un anlatımına göre, bakım görevlisi evde geceyi geçirdi ve Agius uykuya daldı. Uyandığında kendisine dokunulduğunu hissetti, ancak uyuyormuş gibi yapmaya devam etti. Görevli daha sonra onunla cinsel ilişkiye girdi ve ancak Agius onu ittirip evden ayrılmasını söylediğinde durdu.
Şikayetin ardından avukatlarına, hakimlik soruşturmasının cinsel ilişkinin rızaya dayalı sayıldığı ve olayın tecavüz niteliği taşımadığı sonucuna vardığı bildirildi. Bunun üzerine Başsavcılık, bakım görevlisini yargılamama kararı aldı.
Agius bu kararı Birinci Hukuk Mahkemesi'ne taşıdı.
Mahkeme, Başsavcılığın tecavüz suçunun unsurlarına ilişkin hukuki yorumuna katılmadı. Başsavcılık, Agius'un itirazını açıkça ortaya koymadığı için cezai işlem yapılmasına yer olmadığını savunmuştu.
Ancak mahkeme, suçun oluşması için yasanın açıkça rıza yokluğunu aradığını ve şiddetin zorunlu bir unsur olmadığını vurguladı.
Mahkeme ayrıca rızanın sessizlikten çıkarılamayacağının altını çizdi. Aksine, sessizliğin rıza yokluğu olarak anlaşılması gerektiğini belirtti.
Mahkeme, kararın bakım görevlisinin suçlu olup olmadığını belirlemediğini hatırlattı. Ancak ilk kararın yasanın doğru yorumlanmasına dayanmadığı ve bu nedenle geçersiz olduğu sonucuna vardı.
'Güvenliği için susmak zorunda kalan her kadını temsil ediyorum'
Pazartesi günü Times of Malta'ya konuşan Agius, yalnızca kendi adalet mücadelesini vermediğini söyledi.
Agius şunları söyledi: 'Bugün burada sadece kendi hikayemi temsil etmiyorum. Aklımda, güvenliği için susmak zorunda kalan her kadını, adalet arayıp bulamayanları ve inanılmama korkusuyla konuşmaktan çekinen herkesi taşıyorum.'
'Bu mücadele hiçbir zaman sadece benim değildi' dedi.
Agius sözlerini şöyle sürdürdü: 'Çünkü bu, tek bir polis başvurusundan, tek bir tacizden ya da tek bir adaletsizlikten çok daha büyük bir mesele. Sesim yalnızca bana ait değil. Bu bizim zaferimiz! Bugün utancı reddediyorum. Susmayı reddediyorum. Bu sadece başlangıç, ama gelecek bizden yana.'