Malta'nın önde gelen iş örgütleri, hükümetin 2027 bütçesinde üçüncü ülke vatandaşlarına (TCN) yönelik getirdiği önlemleri sert biçimde eleştirdi. Örgütler, ücret artışlarının danışma yapılmadan aniden getirildiğini ve yerel işletmeleri sarsıp ülke içinde enflasyonu körükleyebileceğini savundu.
Ancak bu işletme maliyetleriyle ilgili tartışma, işgücünün sistematik biçimde sömürüldüğüne dair sürekli kanıtların gölgesinde yürüyor. Resmi raporlar ve son mahkeme süreçleri, bazı işverenler ve ev sahipleri tarafından TCN'lerin ağır biçimde sömürüldüğünü sık sık belgeliyor. Ücret hırsızlığından borç esaretine, standart altı konut koşullarına kadar uzanan bu sömürü, işgücüne bağlı sektörlerin bilançolarının ardındaki kırılgan gerçekliği ortaya koyuyor.
Cuma günü Malta Ticaret Odası, Malta Otel ve Restoranlar Birliği (MHRA), Malta KOBİ Odası ve Malta İşverenler Birliği, önlemlerin Malta'yı yüksek verimlilikli bir ekonomiye geçirmek için gereken dikkatli planlamanın gerisinde kaldığını savundu.
Bu kuruluşlar, izin ücretleri, toplu taşıma ve çocuk bakımını kapsayan önemli maliyet artışlarının sosyoekonomik etki değerlendirmesi yapılmadan getirilmesinin sermaye yatırımlarını kısıtlayacağı ve sonunda bunun tüketiciye yansıyacağı konusunda uyardı.
Dört kuruluş açıklamasında, “Bu önlemler, hükümetin seçim vaatlerini yerine getirmek için acilen yeni gelir aradığı izlenimini veriyor” dedi. Kuruluşlar, hükümetin gerçek bir sosyal diyalog başlatmasını ve dijitalleşme ile otomasyon için teşvik sağlamasını istedi.
Ancak iş örgütlerinin “hacimden çok değer” talebi, Malta'nın ekonomik modelinin derinlerindeki çözülmemiş bir çelişkiyi gözler önüne seriyor. İşletmeler, aceleyle yapılan maliyet artışlarının enflasyonu körükleyeceği konusunda haklı olarak uyarıyor. Buna karşın mevcut model, sistematik olarak sömürülen göçmen işgücüne ağır biçimde dayanıyor.
Bu sömürünün failleri yalnızca izole kalmış kötü niyetli işverenler değil. İş sahiplerinden, aracı filo operatörlerinden ve sahte işe alım ajanslarından oluşan bir ağ söz konusu. Savunmasız TCN'ler düzenli olarak ağır ücret hırsızlığı, borç esareti ve pasaportlarına el konulmasıyla karşı karşıya kalıyor. Üstelik uygulamanın zayıf olduğu açıkça görülüyor.
Bu denetim boşluğunu bir siyasi-endüstriyel kompleks sürdürüyor. Malta'nın iki büyük siyasi partisi de ucuz emekten kâr eden inşaat şirketlerinin ve iş dünyası örgütlerinin finansmanına bağlı. Bu finansal bağımlılık, sömürünün düşük riskli ve yüksek kazançlı bir iş modeli haline geldiği bir düzenleyici ortam yaratıyor.
Bu nedenle 2027 bütçesindeki ücret artışları, iş örgütlerinin hedeflediği yabancı işgücüne bağımlılığı azaltma amacına ulaşamayacak. Maliye Bakanı Clyde Caruana bu hafta TCN'lerin “ortadan kaybolmayacağını” kabul etti ve ekonominin bu işgücüne yapısal olarak bağımlı olduğunu dile getirdi.
İş örgütlerinin talep ettiği otomasyon için hızlı teşvikler yerine bütçe, mevcut işgücünü daha yoksul ve daha savunmasız hale getiriyor. TCN'ler için yaşam ve çalışma maliyetlerini artırırken, sömürücü işverenleri ve ev sahiplerini hesap verebilir kılmayan devlet, bir “dibe doğru yarışı” kurumsallaştırıyor.
Anlaşmazlığın merkezindeki önlemler somut ve birikimli nitelikte. İlk çalışma izni başvuru ücreti 600 eurodan 800 euroya yükseliyor. Yıllık yenilemeler ise 150 eurodan 400 euroya çıkıyor. Buna ek olarak yıllık 400 euroluk yeni bir altyapı katkı payı getiriliyor.
Beş yıllık ikamet süresi olmayan TCN'lerin ücretsiz toplu taşıma hakkı kaldırılıyor. Uzun süreli ikamet statüsü olmayanlar da ücretsiz çocuk bakımından yararlanamayacak. 24 sivil toplum kuruluşundan oluşan bir koalisyon bu paketi “ikinci sınıf” bir işçi katmanı yaratan bir düzenleme olarak niteledi. İnsan hakları örgütü aditus ise bunu, Malta'da uzun süredir var olan “kurumsallaşmış ırkçılığın şok edici bir kanıtı” olarak tanımladı.
Caruana, önlemlerin nüfus artışını kontrol altına almak için işgücünün “fiyatını” etkilemeyi amaçladığını öne sürdü. Caruana'ya göre yük, emekten kâr eden işverenler yerine doğrudan işçilerin üzerine yükleniyor.
Başbakan Robert Abela, TCN'lerin düşük ücret aldığı ya da sömürüldüğü iddialarını reddetti. Bu iddiaların “tamamen yanlış ve hatalı” olduğunu ısrarla belirten Abela, işçilerin uyruklarına göre değil, çalıştıkları sektöre göre ücret aldığını söyledi.
Ancak ampirik araştırmalar ve veriler, Abela'nın iddialarını desteklemiyor. Malta Merkez Bankası'nın nisan ayında yaptığı bir araştırma, 2024 yılı boyunca çalışan TCN'lerin medyan yıllık istihdam gelirinin 18.200 euro olduğunu ortaya koydu. Bu rakam, ulusal ortalamanın yaklaşık yüzde 38 altında kalıyor.
Caruana'nın parlamentoya sunduğu rakamlar da tabloyu netleştiriyor. Buna göre TCN çalışanların yüzde 75,7'si yıllık 20.000 euro ve daha az kazanıyor. Yalnızca yüzde 1,6'sı ise 60.000 eurodan fazla kazanıyor.
Cizvit Mülteci Hizmeti'nin 2025 yılında yayımladığı “Forced to Hide” raporu, ücret alıkoyma, haksız işten çıkarma ve sağlık ile güvenlik düzenlemelerinin ihlali vakalarını belgeledi. Rapor, Tek Çalışma İzni sistemini “istismarın yapısal nedeni” olarak niteledi.
Başpiskoposluğun Adalet ve Barış Komisyonu bu tabloyu “Beyond GDP II” raporunda rakamlarla ortaya koydu. Rapora göre 2023'te TCN'lerin ortalama kazancı 18.443 euro, Maltalıların 22.912 euro, AB vatandaşlarının ise 25.319 euro oldu. 2014 ile 2023 arasında TCN'lerin ücretleri yüzde 20 arttı. Aynı dönemde bu artış Maltalılarda yüzde 44, AB vatandaşlarında yüzde 30 oldu.
Eurostat verilerine göre AB dışındaki işçilerin yüzde 48,7'si işlerinin gerektirdiğinden daha yüksek niteliğe sahip. Bu oran AB ortalamasının 9,3 puan üzerinde. Merkez Bankası araştırması ise TCN'lerin yüzde 61,7'sinin dört yıl içinde ayrıldığını, ortalama kalış süresinin ise 3,5 yıl olduğunu gösteriyor.