Yeşil Parti ADPD, hükümetin GSYH (gayri safi yurt içi hasıla) büyümesini kendi başına amaç haline getirerek “kısır bir döngünün” içinde kaldığını ve bunun çevresel bütünlük ile toplumsal refahın doğrudan pahasına olduğunu savundu. Parti, Bütçe 2027 için ekonomi politikasını ekolojik sınırlar ve sosyal adalet etrafında yeniden kurmayı hedefleyen bir dizi talep sıraladı.
Çarşamba günü yayımlanan ayrıntılı bir bütçe öncesi belgede parti, hükümetin istişare metninde “dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve refah”tan söz ettiğini, ancak ekonomik büyümenin “önceliklerinin merkezinde kaldığını” belirtiyor. ADPD başkanı Sandra Gauci, “Ekonomi insanlara hizmet etmeli ve yaşam kalitelerini iyileştirmeli; öncelikle GSYH'deki büyümeyle değerlendirilmemeli” dedi.
Partinin temel analitik iddiası, Malta'nın büyüme modelinin kendi kendini yenilgiye uğrattığı yönünde. Belgede şöyle deniyor: “Bir sektör GSYH'yi artırabilir, ama arazi, deniz ve altyapı üzerindeki baskıyı büyütürse ya da çalışma koşullarını aşağı çekerse yine de zarar verebilir.” Borç oranını kontrol altında tutmak için giderek daha yüksek GSYH peşinde koşmak, niteliğin yerine niceliği öne çıkaran bir “kısır döngüye” dönüşmüş durumda. Bu yalnızca partinin görüşü değil. The Malta Independent'ın mayıs ayında yaptığı bir analizde, “işçi başına verimliliğin büyük ölçüde durgun kaldığı” belirtiliyor. Aynı analizde büyümenin nüfus artışı ve borçlanmayla sağlandığı, bunun da “derinliği olmayan büyüme” olarak tanımlandığı ifade ediliyor.
Sübvansiyonlar: İhtiyaç sahiplerine destek, israfa ödül değil
Enerji konusunda ADPD, hanehalklarını fiyat şoklarından korumanın önemini kabul ediyor. Ancak “yakıt ve tüketime yönelik genel sübvansiyonların mutlaka adil olmadığını” savunuyor. Partinin itirazı yalnızca analitik değil, ahlaki de. Partiye göre evrensel sübvansiyonlar yardıma ihtiyacı olmayanlara ve kaynakları israf edenlere fayda sağlarken, kamu kaynaklarını yenilenebilir enerji, toplu taşıma ve verimlilik önlemlerine aktarılabilecek paraları tüketiyor. Parti, “Mesele her şeyi ya da hiçbir şeyi sübvanse etmek değil, sübvansiyonları gerçekten ihtiyacı olanlara odaklamak” diyor.
Mali boyut da önemli. Avrupa Komisyonu'nun 2026 ilkbahar tahminine göre, Malta'nın “geçici olmayan ve hedeflenmeyen” enerji sübvansiyonlarının bütçe maliyeti 2025'te GSYH'nin yüzde 0,9'u iken 2026'da yaklaşık yüzde 1,4'e çıkacak. Bildirildiğine göre hükümetin kendi bütçe öncesi belgesi de 2027'de enerji ve yakıt sübvansiyonlarına yaklaşık 400 milyon euro harcanacağını öngörüyor. ADPD'nin argümanı, bu harcamanın bir fırsat maliyeti olduğu yönünde. Malta'nın ithal fosil yakıtlara yapısal bağımlılığını azaltabilecek para, bu bağımlılığı sürdürmek için kullanılıyor.
Parti, 2030'a kadar yüzde 50 yenilenebilir enerji hedefi çağrısında bulunuyor. Bu, mevcut ulusal hedefin iki katı. Bunun yanında elektrik şebekesine ve topluluk temelli enerji sistemlerine yatırım yapılmasını, sanayiye verilecek desteğin verimlilik ve karbonsuzlaşmaya bağlanmasını istiyor.
Turizm: “Özel kazanç, kamusal kayıp”
Turizm konusunda ADPD açık sözlü. Hükümetin belgesi sektörü rekabet gücü ve GSYH katkısı üzerinden çerçeveliyor. Parti ise “sınırlara ulaşıldığını ve daha fazla genişleme için yer kalmadığını” savunuyor. Arazi, kıyı, su, atık, ulaşım ve yerel topluluklar üzerindeki baskıya dikkat çekiyor. Turizme bağımlılığın planlı biçimde azaltılmasını, daha yüksek bir turist vergisinin etkilenen yerleşimlerin yenilenmesine yönlendirilmesini ve turistik konaklama ile otellere yönelik yeni izinlerin durdurulmasını talep ediyor.
Bu tutum partinin kamuoyuna yönelik kampanyasıyla tutarlı. Ağustos ayında Gauci, elektrik kesintilerini, plajlara ulaşan kanalizasyonu ve yoğun trafiği gösterek Malta'nın “sınırına ulaştığını” uyardı ve “artık otel yapılmamalı” dedi. Belgede ise “özel kazanç, kamusal kayıp” ifadesiyle, turizmin faydalarının eşitsiz dağıldığı, maliyetlerin ise sakinler tarafından ödendiği bir model tarif ediliyor.
Ücretler, vergi ve kamu hizmetleri
ADPD, vergi yükünün iş gelirinden ve emekli maaşlarından alınıp birikmiş servete ve spekülatif yatırımlara kaydırılmasını öneriyor. Asgari ücretin de “yaşanabilir ücret” haline gelmesi gerektiğinde ısrar ediyor. Mevcut asgari ücret, Caritas'ın insana yakışır bir yaşam için gerekli olduğunu tahmin ettiği tutarın yaklaşık yüzde 40 altında. Belgede, “Yalnızca yardımların artırılmasının; yüksek kiralar, düşük ücretler ve kamu hizmetlerindeki eksikliklerden oluşan yaşam pahalılığını çözmeyeceği” vurgulanıyor.
Partiye göre eğitim ve sağlık, yalnızca verimliliği artırmak için yapılan yatırımlar olarak değil, kendi başlarına birer hak ve değer olarak ele alınmalı. Parti, eleştirel düşünceyi ve aktif yurttaşlığı geliştiren bir eğitim anlayışı ile önleyici tıbbı, temiz havayı ve topluluk temelli bakımı öncelikleyen bir sağlık politikası istiyor.
Belgenin fikri temeli, partinin “Yeşil Vizyon 2050”si. Bu vizyon dört dönüşüm öneriyor: “büyümenin ötesinde” (refah için bir ekonomi), “piyasanın ötesinde” (refahı güçlendiren kamu hizmetleri), “bireyciliğin ötesinde” (topluluk ve eğitim) ve “açgözlülüğün ötesinde” (çevre koruma).
ADPD'ye göre ekonomik başarının ölçüsü “ekonominin ne kadar büyüdüğü değil, insanların daha sağlıklı bir çevrede ve daha adil bir toplumda onurlu bir hayat sürüp süremediği”.