Her seçimde bize her oyun önemli olduğu hatırlatılır. Bu cümle demokratik yaşamın en çok tekrarlanan ifadelerinden biridir. Her partiden politikacılar bu sözü dile getirir, seçim kurulları vatandaşları teşvik eder ve vatandaşlar da buna inanır.
Ancak Malta'nın kullanılmasını gereksiz yere zorlaştırmaya devam ettiği bir oy kategorisi var: yurt dışında yaşayan Maltalı vatandaşların oyları.
Seçim günü geldiğinde birçok kişi, modern dünyada giderek yersizleşen bir engelle karşılaşıyor: mesafe.
Paraları saniyeler içinde kıtalar arası transfer edebildiğimiz, uluslararası toplantılara mutfağımızdan katılabildiğimiz ve hayatımızın büyük bölümünü çevrimiçi yönetebildiğimiz bir çağda, Malta hâlâ yurt dışındaki vatandaşlarından en temel demokratik haklarından birini kullanmak için fiziksel olarak ülkeye dönmelerini bekliyor.
Coğrafya neden demokratik katılımı belirlesin? Eğer her oyun gerçekten önemli olduğuna inanıyorsak, seçim sistemimiz de bu inancı yansıtmalıdır.
Binlerce Maltalı, ülke sınırlarının ötesinde okuyor, çalışıyor ve çoğu zaman yeni bir hayat kuruyor. Bazıları geçici olarak ayrılırken bazıları yurt dışında uzun süreli kalıyor. Yine de bu kişiler ülkeyle bağlarını koruyor, burada aileleri bulunuyor ve Malta'nın geleceğinde eşit söz hakları sürüyor.
Son seçim döngüsünün çeşitli aşamalarında on binlerce oy kullanılamadan kaldı. Bazı vatandaşlar geri dönemedi, bazıları ise dönmemeyi tercih etti. Londra'da, Brüksel'de, Sidney'de veya Toronto'da yaşıyor olsalar da Malta hâlâ onların ülkesi ve demokratik katılım hâlâ onların hakkı.
Hareketlilik artık istisnai bir durum değil, kuralın kendisidir.
Malta'nın yeni bir çözüm icat etmesine gerek yok, çünkü pek çok uygulanabilir model zaten mevcut. Dünyadaki demokrasiler çeşitli dış oylama düzenlemeleri geliştirdi. İtalya, vatandaşlarının yurt dışından oy kullanmasına izin veriyor. Fransa, yurt dışında yaşayan vatandaşları için temsil sağlıyor. Estonya, güvenli dijital oylama sisteminde öncülük etti. Diğer ülkeler ise posta yoluyla oylama, büyükelçilik ve konsolosluk oylaması yöntemlerini kullanıyor.
Hatta yurt dışında yaşayan insanların birçoğunun, katılımını teşvik etmemiz gereken kesim olduğuna dair güçlü bir argüman bulunuyor. Bu kişiler farklı toplumları, farklı sistemleri ve eğitim, ulaşım, yönetişim ile ekonomik kalkınmaya yönelik farklı yaklaşımları deneyimledi. Onların bakış açıları ulusal tartışmayı dışlamak yerine zenginleştirmelidir.
Bu durum partizan bir mesele değil, demokratik bir meseledir. Sağlıklı bir demokrasi yalnızca kullanılan oylarla değil, vatandaşların oy kullanmasını engelleyen bariyerlerle de ölçülür.
Vatandaşlık havaalanında bitmez, demokratik katılım da bitmemeli.
Malta'nın oy sistemini modernleştirme imkânı yok değil. Asıl soru şu: 2026 yılında bu neden hâlâ yapılmamış durumda?
Ana Vella, AB fonlu projelerde deneyimli bir girişimcidir; stratejik kalkınma ve sivil yenilik alanlarına özel ilgi duymaktadır.