Malta Başpiskoposu Charles Scicluna, yarım asır sonra adada büyüyecek çocukların hala Malta dilini konuşup konuşmayacağını ve ülkenin tarihi, kültürü ile kimliğiyle bağ kurup kuramayacağını sorguladı.
San Anton Sarayı'nda düzenlenen Ulus Durumu konferansında katılımcılara seslenen Scicluna, herkesi bugünden tam 50 yıl sonra Malta'da dünyaya gelecek bir çocuğu hayal etmeye davet etti.
Peki bu çocuk hala Malta dilini konuşacak mı? Ülkesinin tarihini bilecek mi? Paylaşılan bir kültürün, geleneklerin ve kimliğin mensubu olduğu bir halka ait olduğunu hissedecek mi?
Başpiskoposa göre bu soruların yanıtları, Malta'nın bugün alacağı kararlara büyük ölçüde bağlı.
Scicluna, gelecek nesillere bırakılacak ülkenin şimdiden aile, ekonomi, çevre, Malta'nın kurumları ve ulusal değerler etrafında verilen günlük kararlarla şekillendiğini savundu.
Malta kimliğini, sadece doğal bir hak olarak görülebilecek bir şey değil, her nesle emanet edilen kutsal bir değer olarak nitelendirdi.
Malta'nın tarihi boyunca pek çok kültürden etkilendiğini ve zenginleştiğini kabul eden Scicluna, bu etkileşimlerin kendine özgü bir Malta kimliği yarattığını ve bu kimliğin artık korunup gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirtti.
Başpiskoposun mesajında göç konusuna da değindi.
Malta'ya iyi niyetle gelen insanların hoş karşılanması ve onurlu bir şekilde ağırlanması gerektiğini, aynı zamanda ülkenin eşsiz mirasını takdir etmeye ve Malta toplumunun bir parçası olmanın getirdiği sorumluluklara katılmaya teşvik edilmeleri gerektiğini söyledi.
Ancak Scicluna, Malta'nın kimliğini korumanın aynı zamanda bu mirası devralacak yeni bir neslin varlığını da şart koştuğu uyarısında bulundu.
Ülkenin endişe verici derecede düşük doğum oranlarına işaret ederek bunu Malta'nın geleceği için ciddi bir tehdit olarak nitelendirdi ve demografik meseleyi doğrudan dilin, geleneklerin ve kimliğin hayatta kalmasına bağladı.
Scicluna, nihayetinde Malta'nın mirasının sadece ekonomik refah üzerinden ölçülemeyeceğini savundu.
Ülkenin, kendilerinden sonra gelecek nesillerin diline, kültürüne, kurumlarına ve değerlerine güven duyabileceği bir Malta'yı miras almasını sağlaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Sizce 50 yıl sonra Malta dili hala adanın ana dili olmaya devam edecek mi?