Icerige atla
Politika ⭐ 88/100

Manoel Adası İçin Vergi Mükelleflerine Fatura: MIDI'ye Ödenen Tutar, Açıklanan Restorasyon Maliyetinin Üç Katı

Manoel Adası İçin Vergi Mükelleflerine Fatura: MIDI'ye Ödenen Tutar, Açıklanan Restorasyon Maliyetinin Üç Katı

Vergi mükellefleri, Manoel Adası'nın geri alınması için MIDI plc'ye 42 milyon Euro'dan fazla ödeme yapmak zorunda kalacak. The Shift'in ortaya çıkardığı bu rakam, Başbakan Robert Abela'nın defalarca dile getirdiği restorasyon maliyetlerinin çok üzerinde. Bu anlaşma, zor durumdaki özel bir geliştiriciye fiilen bir 'kurtarma paketi' niteliği taşıyor.

Hükümetin şimdiye kadar gizli tuttuğu anlaşma detayları, hükümet çevrelerinde ciddi soru işaretleri yaratıyor. Özellikle hükümetin uzun süredir MIDI'nin imtiyaz sözleşmesini ihlal ettiğini ve sözleşmenin mahkeme masrafları dışında herhangi bir maliyet olmaksızın feshedilebileceğini savunması, bu soruları daha da keskinleştiriyor.

Manoel Adası'nın geri alınmasını siyasi bir zafer olarak sunan Başbakan Robert Abela ve anlaşmayı onaylayan Maliye Bakanı Clyde Caruana, vergi mükelleflerinin neden şirketin beyan ettiği restorasyon maliyetinin üç katından fazlasını ödemek zorunda kaldığını açıklamadı.

The Shift'in elde ettiği bilgilere göre 42,7 milyon Euro'luk paketin yalnızca 11,1 milyon Euro'su gerçek restorasyon çalışmalarıyla ilgili.

Geri kalan on milyonlarca Euro, MIDI'nin yıllar içinde biriktirdiği çeşitli maliyetleri kapsıyor: 15,2 milyon Euro prim ve arazi kirası, 8 milyon Euro hiçbir zaman hayata geçirilmeyen proje için tasarım ve İmar Otoritesi harçları, 2,6 milyon Euro MIDI çalışanlarının maaşları, 1,5 milyon Euro profesyonel ve hukuki danışmanlık ücretleri, 1,12 milyon Euro güvenlik hizmetleri, 2,5 milyon Euro konsorsiyumun geliştirici Joseph Portelli'ye satmak üzere olduğu Fort Tigné ile ilgili harcamalar ve 0,5 milyon Euro MIDI'nin adadaki kendi ofisleri için.

Kısacası vergi mükelleflerinden yalnızca restorasyon çalışmalarını değil, sözleşmeyi ihlal ederek projeyi teslim edemeyen geliştiricinin maaşlarını, genel giderlerini ve başarısız proje maliyetlerini de karşılamaları isteniyor.

Anlaşma, konsorsiyumun 25 yıllık kullanım süresinde elde ettiği kira gelirleri ve marina işletme gelirlerini de göz ardı ediyor.

Bu anlaşma, Robert Abela'nın hükümetin Manoel Adası'nı 'geri satın almayacağını', yalnızca yapılan çalışmalara ilişkin 'doğrulanmış harcamaları' tazmin edeceğini söylediği açıklamalarla çelişiyor.

Anlaşma, MIDI'nin fiziksel yatırımın çok ötesine geçen operasyonel ve sözleşmesel giderler dahil geniş bir maliyet yelpazesini geri almasını güvence altına alıyor.

Anlaşmanın zamanlaması da son derece dikkat çekici. MIDI, Temmuz ayında vadesi dolacak 50 milyon Euro'luk bir tahvil geri ödemesiyle karşı karşıya. The Shift, şirketin hükümet müdahalesi olmadan bu yükümlülüğü karşılayacak fonlara sahip olmadığını daha önce bildirmişti.

Müzakerelere yakın kaynaklar, anlaşmayı MIDI'nin on milyonlarca Euro'yu geri almasına ve zararlardan korunmasına olanak tanıyan 'ısmarlama bir çözüm' olarak nitelendirdi.

Kaynaklar, geliştiricinin durma noktasına gelen bir projenin risklerini üstlenmek yerine vergi mükelleflerinin parasıyla fiilen 'kurtarıldığını' vurguladı.

Abela'nın U Dönüşü

Bu anlaşma, Başbakan'ın bir başka keskin U dönüşünü de simgeliyor.

Abela, 2025 yılında imtiyaz sözleşmesini savunmuş ve sözleşmenin iptal edilmesinin vergi mükelleflerini yüz milyonlarca Euro'luk yükümlülüklere maruz bırakabileceği uyarısında bulunmuştu.

Haftalar sonra kamuoyu baskısı ve sivil toplum kuruluşlarının öncülük ettiği bir kampanyanın ardından geri adım attı. 'Onların mücadelesi benim mücadelemdir' diyerek adayı geri almayı taahhüt etti.

Anlaşmanın sonuçlanması için hâlâ parlamento onayı gerekiyor, ancak hükümet basit çoğunlukla bunu geçirebilir.

Kaynaklar, Robert Abela'nın söylemlerinin arkasında rakamların farklı bir hikâye anlattığını belirtiyor: Özel geliştiricinin zararlarını vergi mükelleflerinin sırtından karşılayan milyonlarca Euro'luk bir ödeme.

Kaynaklar ayrıca bu 'kurtarma paketinin' çok tehlikeli bir emsal oluşturduğunu ve diğer büyük iş dünyası aktörlerinin başarısız sözleşmeler ve imtiyazlar üzerinden yeni talepler ileri sürmesine kapı açabileceğini vurguladı.

Paylaş: