Icerige atla
Politika ⭐ 78/100

Oy Kullanmak İçin 44 Telefon Görüşmesi Yaptım

Oy Kullanmak İçin 44 Telefon Görüşmesi Yaptım

Yurt dışında yaşayan Maltalılar her seçim döneminde aynı soruyla karşılaşıyor: Oy vermek için ülkeye dönecek misiniz? Maltalı gazeteci Adriana Bishop, bu yılki seçim için uçuş rezervasyonu yapmaya çalışırken yaşadığı çileyi kaleme aldı.

Birçok okuyucu şunu düşünüyor olabilir: Vergi mükelleflerinin parasıyla "bedava" tatile geliyorlar. Ancak Bishop, bu klişe yaklaşımın asıl meseleyi gözden kaçırdığını belirtiyor. Ona göre sübvanse edilmiş uçuş bir ayrıcalık değil, bir engel. Asıl rahatsız edici soru ise şu: Temel demokratik bir hakkı kullanmak neden bu kadar gereksiz yere zor?

Bishop, 4 Mayıs sabahı saat 8'den hemen sonra telefonu eline aldığını ve uzun bir mücadele yaşayacağını bildiğini ancak sürecin ne kadar işlevsiz olduğunu hafife aldığını yazıyor. Aramaları başlangıçta hiç bağlanmadı, denediği numara doğru olmasına rağmen telefon bile çalmıyordu.

Tekrar tekrar denedi. 43. denemede sonunda birine ulaştı. Rezervasyon işlemi yolunda gidiyordu, ta ki cümlenin ortasında hat düşene kadar. O anda kaçınılmaz soru ortaya çıktı: Neden kendini bu eziyete sokuyordu?

44. denemede başardı. Ancak rahatlama ya da başarı hissi duymadı. Aksine, basit olması gereken bir şeye erişebilmek için "yalvarmak" zorunda kaldığı için kendini moralsiz ve aşağılanmış hissetti.

Yurt dışında yaşayan Maltalılar her seçimde bu çileyi yaşıyor ve her seferinde hayat tercihlerini sorguluyor. Çoğu vazgeçiyor. Bazıları izin alamıyor, bazıları koltuk bulamıyor.

Erken oy kullanma haftası sonu için Zürih'ten kalkacak uçuşlar saatler içinde tükendi. Tarihler İsviçre'deki bir tatil dönemine denk geldiğinden seçmenler tatilcilerle koltuk yarışına girmek zorunda kaldı.

Bazıları, daha iyi bir sistem hayata geçene kadar oy kullanmayacaklarını söyledi. Bishop'a göre mesele para değil; pek çok kişi kendi cebinden ödemeye razı.

Mesele aslında imtiyaz da değil. Eğer yurt dışındaki Maltalıların oy kullanma hakkı kısıtlansaydı, durum en azından net olurdu. Ancak hâlâ oy kullanma hakkına sahip olanlar, bu hakkı gerçekçi biçimde kullanabilmek istiyor.

Asıl sorun şu: Sistem, oy kullanma hakkını teoride veriyor ama pratikte kullanımını gereksiz yere zorlaştırıyor. Bishop, az önce kullandığı bir sistemi eleştirmenin çelişkili göründüğünü kabul ediyor. Ancak ona göre kusurlu bir sistemden faydalanmak, o sistemi daha az kusurlu yapmıyor; aksine ne kadar modası geçmiş olduğunu gösteriyor.

2026 yılında telefonla rezervasyon sistemine bağımlı kalmak savunulamaz. Bu sistem, katılımı temel bir vatandaşlık eyleminden çıkarıp bir sabır ve azim sınavına dönüştürüyor.

Bishop, daha iyi alternatifler olduğunu hatırlatıyor. İsviçre ve İtalya gibi ülkelerde standart uygulama olan posta yoluyla oy kullanma, seyahat ihtiyacını tamamen ortadan kaldıracaktır. Kulağa çok basit gelse de, bu seçenek her gündeme geldiğinde sanki tekerleği yeniden icat ediliyormuş gibi karşılanıyor.

Büyükelçiliklerde oy kullanma da bir başka seçenek olabilir, ancak coğrafi mesafe pek çok kişi için engel olmaya devam ediyor. İşlevsel bir çevrimiçi rezervasyon sistemi ise iyi bir başlangıç olur.

Bishop'a göre asıl mesele uçuş ücretleri değil. Asıl mesele, hükümetin yurt dışındaki vatandaşlarının oy kullanmasını gerçekten isteyip istemediği ve mevcut engellere rağmen vatandaşlık görevini yapmak isteyenleri önemseyip önemsemediğidir. Çünkü oy kullanma hakkı bir anlam taşıyor ise, bu hak bu kadar çok engelle birlikte gelmemeli.

Paylaş: