Popolin programının dünkü bölümü kapsayıcılık ve engellilik konusunu ele aldı. Programa engelli bireyler, aile üyeleri ve Malta Engelli Örgütleri Federasyonu (MFOPD) dahil sivil toplum kuruluşları katıldı. Tartışma boyunca farklı bakış açıları ortaya konmasına rağmen katılımcılar bir noktada fikir birliğine vardı: Malta'da gerçek kapsayıcılık normdan çok uzak.
Program, kapsayıcılığın neden hayata geçirilemediğini hem bilgisel hem de gerçek yaşam örnekleriyle gözler önüne serdi. Pek çok izleyici için engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı zorlukları tam anlamıyla kavramak güç olmuş olabilir.
Kapsayıcılık, bir aidiyet duygusu demektir.
Ancak Malta'da engelli öğrenciler, genel eğitim sistemi içinde desteklenmek yerine hâlâ özel okullara yönlendiriliyor. 16 yaşından sonra ise pek çok birey için temel seçenek, onları çalışma ve sosyal hayata hazırlayan kapsayıcı bir eğitim programı yerine ayrıştırılmış terapi hizmetleri oluyor.
Engelli bireyler erişilemeyen çevreler, sınırlı ulaşım ve altyapıyla karşı karşıya kalıyor. Ayrıca doğrudan hayatlarını etkileyen karar alma süreçlerinden ve politikalardan sıklıkla dışlanıyorlar. Tüm bu engeller, tam katılımı ve bağımsızlığı olanaksız kılıyor.
Kapsayıcılık girişimlerinin başarısızlığı çoğu zaman yetersiz finansmana bağlanıyor. MFOPD ise sorunun finansman değil, paranın verimli kullanılması olduğuna inanıyor. "Kapsayıcılık" adı altında sunulan girişimler çoğu zaman aslında ayrıştırılmış hizmetler. Kapsayıcılık bir moda sözcük olarak kalmamalı; toplum temelli, anlamlı fırsatlara dönüşmeli.
BM Engelli Hakları Sözleşmesi (UNCRPD) açık bir şekilde belirtiyor: Devletler, ayrıştırılmış hizmetlerden kapsayıcı ve toplum temelli hizmetlere geçiş yapmalıdır. Ayrıştırma yalnızca caydırılmakla kalmıyor; engelli bireylerin haklarıyla bağdaşmaz kabul ediliyor. Sözleşme'nin 19. maddesi şunları gerektiriyor:
- Hizmetler toplum içinde erişilebilir olmalı
- Hizmetler izolasyonu veya ayrıştırmayı önlemeli
- İnsanlar özel veya ayrı ortamlara zorlanmamalı
Malta, UNCRPD'yi ulusal hukuka dahil etmekle övünüyor. Ancak kamu fonları hâlâ sözleşmenin ruhuna aykırı girişimler için kullanılıyor.
Malta'da Engellilik Sorunları Müdürlüğü (DDI) ve Engelli Hakları Komisyonu (CRPD), UNCRPD'nin 33. maddesini yansıtıyor. DDI, ayrıştırılmış hizmetlerden kapsayıcı hizmetlere geçiş politikalarını geliştirip koordine ederken, CRPD bağımsız bir izleme mekanizması olarak ayrıştırılmış hizmetlerin engelli bireylerin haklarını ihlal edip etmediğini araştırıyor.
MFOPD, kapsayıcılık konusunda dürüst bir tartışmanın zamanının geldiğine inanıyor. Malta UNCRPD'ye bağlılık taahhüdünde bulunmuş olsa da pek çok hizmet uygulamada ayrıştırılmış olmaya devam ediyor. Uygulama ve izlemeden sorumlu ulusal yapıların ilerlemeyi nasıl yönlendirdiği konusunda netlik gerekiyor.
Hangi ölçülebilir sonuçlar elde edildi ve devam eden ayrıştırmayı çözmek için hangi somut adımlar planlanıyor?
Kapsayıcılık bir hayal olarak kalamaz. Engelli bireyler toplum yaşamına eşit katılım hakkına sahiptir ve bu hak; kararlı, koordineli ve hesap verebilir eylem gerektiriyor.
Marthese Mugliette, MFOPD Başkanı