Malta tarihinin en çok yakından takip edilen davalarından biri, 2 Eylül 2026 tarihinde dramatik bir sonuca ulaştı. 9 kişilik jüri, araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın cinayetine iştirak etmek ve cinayet için komplo kurmak suçlamalarından yargılanan iş insanı Yorgen Fenech’i her iki suçlama için de 8’e karşı 1 oyla suçsuz buldu. Savcılık, Fenech’in suikastın beyni olduğunu ve cinayeti bizzat emrettiğini iddia ediyordu. Fenech, 16 Ekim 2017 tarihinde Bidnija’da arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybeden 53 yaşındaki gazetecinin öldürülmesini azmettirmek veya finanse etmek suçlamalarını iki ay süren yargılama sürecinde başından sonuna kadar tutarlı bir şekilde reddediyordu. Beraat kararının ardından gazetecinin eşi Peter ile oğulları Matthew, Andrew ve Paul mahkeme salonundan çıkarken, Fenech’e yönelik olarak “suikastçı”, “katil”, “mafya” ve “cehenneme git” şeklinde bağırışlar duyuldu.
Hakim Edwina Grima’nın üç gün süren talimatlarının ardından 55. duruşma gününde çekilen jüri, sabah 11.00’den kısa bir süre sonra karar için toplandı. Yaklaşık sekiz saat süren müzakerelerin ardından çarşamba akşamı açıklanan kararla Fenech beraat etti. Kararın ardından bir açıklama yapan Caruana Galizia’nın ailesi, Fenech’in beraatini “adaletin reddedilmesi” olarak tanımlayarak, “Bugün Daphne’nin olmalıydı. 53 yaşında evinin dışında öldürüldüğünde onun ve ailesinin hayalleri yıkıldı” ifadelerini kullandı. Aile, cinayete iştirak ve suç ortaklığı iddialarını mahkeme kürsüsünde de tutarlı bir şekilde reddeden Fenech’in yargılanması sürecinde kendilerine destek olan avukatlar Therese Comodini Cachia ve Jason Azzopardi başta olmak üzere polis, savcılık, yargı, basın ve sivil topluma teşekkür etti.
Gazetecinin oğlu Matthew Caruana Galizia ise beraat kararının ertesi günü yayımladığı yazılı açıklamada jüriyi hedef alarak çok sert tepki gösterdi. Kararı “iğrenç” olarak nitelendiren ve tüm ülkenin şok içinde olduğunu belirten Matthew, “Umarım jüri üyeleri ne yaptıklarını fark eder. Tetikçi telefonunu ellerine aldıklarını ve annemi bir kez daha havaya uçurmak için o SMS’i gönderdiklerini” yazdı. Kararın mahkemede sunulan kanıtlara, mantığa ve gerçeğe aykırı olduğunu savunan Matthew, “O odada yaşananlar adalet değil, saf kötülüktür” ifadelerini kullanarak bu kararın asla kabul edilemeyeceğinin altını çizdi.
Beraat kararının ardından savunma avukatlarından dikkat çeken açıklamalar geldi. Savunma, jürinin devlete ve cinayetin itirafçı aracısı Melvin Theuma’ya inanmadığını savunarak, “Tüm yollar Keith'e çıkıyor” sloganıyla dikkatleri eski Başbakanlık Müsteşarı Keith Schembri, eski Bakan Chris Cardona ve avukat David Gatt'a çekti. Savunma avukatı de Marco, Schembri ve Cardona'nın detaylıca incelenmesi gerektiğini savunurken, Theuma'nın da başkanlık affının elinden alınması gerektiğini vurguladı.
Hakim Edwina Grima, duruşma boyunca dinlenen ifadelerin, diğer şahıslara karşı ceza davası açılıp açılamayacağını belirlemek üzere Emniyet Müdürü'ne iletilmesini emretti. Ayrıca Grima, duruşmadaki kanıtların iki mevcut soruşturmaya da eklenmesini istedi: Biri kamu görevlilerinin cinayet soruşturmasıyla ilgili sızıntı iddialarını, diğeri ise Caruana Galizia'yı öldüren araç bombalamasını inceliyor. Bu karar, savunmanın öne sürdüğü diğer şüphelilerin de soruşturulmasının önünü açabilir.
Karar, itirafçı Melvin Theuma'nın durumunu da belirsizliğe sürükledi. 2019 yılında işbirliği karşılığında verilen başkanlık affı, Theuma'nın doğruyu söylemesi şartına bağlıydı. Beraat kararı tek başına Theuma'nın yalan söylediğini kanıtlamasa da, Fenech'in avukatları daha önce Theuma hakkında yalancı şahitlik suçundan ceza şikayetinde bulunmuştu. Beraat, Theuma'nın ifadelerinin ve affın şartlarına uyup uymadığının yeniden mercek altına alınması çağrılarını güçlendirecek.
Öte yandan, Keith Schembri'ye yönelik olası yeni soruşturmaların ciddi kanıt zorluklarıyla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı. Duruşmada, Schembri'nin evi arandığı sabah saat 05.00'ten kısa bir süre sonra telefonunun izlenebildiği, ancak daha sonra ne bu telefonun ne de dizüstü bilgisayarının bulunamadığı belirtildi. İki olay yeri inceleme görevlisi, baş soruşturmacı Keith Arnaud'un kendilerine yalnızca Schembri'nin işaret ettiği cihazları toplama talimatı verdiğini ve fotoğraflarda görünen iki telefonun geride bırakıldığını ifade etti. Bir bilişim uzmanı ise polisin, telefonun hala uzaktan kopyalanabileceği 48 saatlik pencere içinde bu cihaz için herhangi bir klonlama veya uzaktan erişim talebinde bulunmadığını mahkemeye aktardı. Schembri'nin Castille'deki ofisinin ise tutuklanmasından yedi gün sonra arandığı kaydedildi.
Aile ise cinayetin arkasındaki asıl motivasyonun, Caruana Galizia’nın Fenech’in gizli şirketi 17 Black ve onun finansal işlemlerini araştırmasını engellemek olduğuna inandıklarını vurguladı. Açıklamada, “Daphne öldürülmeseydi, Fenech, dönemin Enerji Bakanı Konrad Mizzi ve Başbakan’ın dönemin Müsteşarı Keith Schembri’yi de içeren yolsuzluk bağlantılarını ifşa edecekti” denildi.
Caruana Galizia’nın ailesi, “Daphne’nin cinayetini mümkün kılan yolsuzluk” için adalet çağrısı yaparak, Fenech’in yanı sıra Paul Apap Bologna, Konrad Mizzi, Keith Schembri, Brian Tonna, Karl Cini ve Mario Pullicino’nun da Electrogas projesiyle bağlantılı rüşvet ve yolsuzluk suçlarından yargılandığını hatırlattı. Aile ayrıca, Fenech’in 17 Black soruşturmasından sorumlu polis müfettişine rüşvet vermekten ayrı bir davada yargılandığını ve Schembri’nin de cinayet soruşturmasındaki bilgileri Fenech’e sızdırdığı iddiasıyla suçlandığını belirtti. 2021 tarihli Kamu Soruşturması’nın da tespit ettiği üzere, cinayeti mümkün kılan asıl unsur Devletin yarattığı ‘dokunulmazlık kültürü’ydü. Aile, Fenech’in beraatinin soruşturmanın bittiği anlamına gelmediğini, aksine asıl sorumlulara ulaşmanın artık daha da acil bir görev haline geldiğini vurguladı. Bu çerçevede, dönemin Başbakanı Joseph Muscat’ın siyasi sorumluluğu, eski Emniyet Müdürü Lawrence Cutajar’ın sızıntı iddiaları, Adrian Vella ve Silvio Valletta gibi eski üst düzey polislerin rolleri ile mevcut Başbakan Robert Abela’nın bu sisteme karşı tutumu yakından mercek altına alınması gereken konular olarak sıralandı.
Açıklamanın sonunda aile, Daphne’nin vahşi suikastının üzerinden dokuz yıl geçmesine rağmen, cinayetini mümkün kılan kurumsal hataların hala giderilmediği ve reform yapılmadığı konusunda sert bir uyarıda bulundu. Daphne’nin “Etrafa baktığınızda her yerde düzenbazlar var. Durum umutsuz” sözleri, duruşma boyunca ortaya çıkan kayıp cihazlar, özel mesajlar ve isimlerin birbirini işaret ettiği karmaşık ağ ile ne kadar haklı olduğu bir kez daha tescillendi. “Kalıcı adalet, hiçbir kimsenin bir daha aynı risklerle karşı karşıya kalmaması demektir. Ülkemiz Daphne’nin hayatını koruyamadı. Diğer hayatların kaybedilmesini önlemek ona karşı borcumuz” diyen aile, siyasi güç, büyük para ve tehlikeye atılmış kurumlar arasındaki boğucu ilişkiye dikkat çekti. Aile, “Gerçek adalet, ancak hiçbir bağlantısı olursa olsun kimsenin soruları ortadan kaldırmak için Devleti, bir partiyi veya propaganda kanallarını kullanamayacağı noktada tamamlanacaktır” ifadeleriyle diğer yargılamaların da kararlılıkla devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kararın yankısı Malta sınırlarını aşarak dünya basınında geniş yankı uyandırdı. Reuters, The Guardian, Al Jazeera, Euronews, Sky News ve BBC gibi dev uluslararası haber organizasyonları, davanın dramatik sonunu manşetlerine taşıdı. Euronews ve Al Jazeera, gazetecinin suikastının “Avrupa’yı şoke ettiğini” ve Malta’da “siyasi bir fırtına” kopardığını hatırlatırken, Reuters cinayetin uluslararası öfkeye ve siyasi çalkantılara yol açtığını vurguladı. Sky News ise kararın ardından Çarşamba akşamı Valletta’da düzenlenen gösterilere ve mahkeme çıkışındaki gergin anlara dikkat çekti. Yaklaşık dokuz yıl sonra gelen bu son büyük gelişme, Malta’yı bir kez daha uluslararası gündemin tam merkezine yerleştirdi.