İran, Orta Doğu'daki savaşı sona erdiren anlaşmayı "ABD'nin yenilgisinin ilanı" olarak nitelendirirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Tahran'ın saldırılarından en çok etkilenen Körfez ülkelerine yönelik turuna başladı.
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik büyük çaplı saldırılarıyla başlayan savaş, İslam Cumhuriyeti liderlerinin zafer olarak lanse etmeye çalıştığı bir anlaşmayla son buldu. Bölgede büyük kaosa yol açan çatışmalarda Tahran, enerji sevkiyatları için kritik bir su yolunu ablukaya almış ve Körfez komşularına binlerce drone ile füze fırlatarak karşılık vermişti.
ABD ve İran, Pakistan'ın arabuluculuğunda geçen hafta imzalanan anlaşmayla kalıcı bir çözüme giden süreci başlattı. İslam Cumhuriyeti'nin lider kadrosu değişime uğramış olsa da yönetim sistemi yerli yerinde duruyor.
İran'ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf, "İslamabad Mutabakatı baskı ve zorlamanın değil, cesur İran milletinin direnişinin sonucudur" dedi. Galibaf, "Bu nedenle İslamabad Mutabakat Zaptı, ABD'nin yenilgisinin ilanı olmuştur. Orta Doğu'daki güvenliği de bölge ülkeleri sağlamalıdır" diye ekledi.
ABD, özellikle Körfez bölgesinde olmak üzere Orta Doğu'da çok sayıda askeri üsse sahip. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, müttefiklerine güven vermek amacıyla Çarşamba günü Körfez turuna başladı.
Salı günü Birleşik Arap Emirlikleri'ne ulaşan Rubio, BAE Lideri Şeyh Mohamed bin Zayed ile kapalı kapılar ardında görüşmeler gerçekleştirdi. Rubio, ardından Kuveyt ve Bahreyn'e geçerek bir Körfez İşbirliği Konseyi toplantısına katılacak.
Rubio, Körfez liderleriyle ABD-İran mutabakat zaptını ele alacağını belirtti. Ancak anlaşma, İran'ın füze programı ve bölgedeki vekil güçlerini kapsamıyor. Bu iki konu, Körfez ülkeleri ve İsrail için uzun süredir en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Umman ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemilerden "maliyet" adı altında ücret alma planlarının ardından Rubio, hiçbir ülkenin bu uluslararası su yolunda geçiş ücreti alamayacağını sert bir dille vurguladı. Abu Dabi'ye varışında konuşan Rubio, "Burası uluslararası bir su yoludur. Mevcut uluslararası hukuka göre hiçbir ülke buradan ücret veya harç talep edemez" dedi.
Tahran yönetimi ise meydan okumaya devam ediyor ve Körfez ülkelerine Batı yerine İslam Cumhuriyeti ile işbirliği yapmaları yönünde mesajlar veriyor. Galibaf konuyla ilgili olarak, "Bölgenin geleceğini çatışmada değil etkileşimde, yok etmede değil bir arada yaşamada görüyoruz" ifadelerini kullandı.
İran'ın başmüzakerecisi, Tahran destekli Hizbullah'ın İsrail'e saldırıları nedeniyle savaşa sürüklenen Lübnan'daki barışın, ABD ile kesin bir anlaşmanın temel taşı olduğunu da sözlerine ekledi. Galibaf, "Bizim için Lübnan'daki ateşkes ve savaşın sona ermesi, en az İran'daki ateşkes kadar hayati önem taşıyor" dedi.
İran'ın daha geniş bir anlaşma için ön koşul olarak dayattığı kırılgan ateşkesin ardından Lübnan'da halk, İsrail bombalamalarından harabeye dönen sokakları temizlemeye çalışıyor. Sahil kenti Sur'da yaşayan 40 yaşındaki Hüseyin Hasan, savaş sırasında ailesiyle kuzeye kaçtığını, ancak bu hafta berber dükkanını yeniden açmak için geri döndüğünü anlattı. Hasan, "Sur halkı hayatı ve çalışmayı sever. Tozu silkeleyip anka kuşu gibi yeniden ayağa kalkarız. Düzinelerce savaş da olsa molozların altından çıkıp işimizin başına döneriz" dedi.
İran liderlerinin bu anlaşmayı zafer olarak sunma çabası, ülke içindeki hizip çatışmalarını ve müzakerelere yönelik muhalefeti yatıştırma amacını da taşıyor. Ancak analistler, bu iç bölünmelerin müzakere sürecini durduracak güce sahip olmadığını belirtiyor. Yale Üniversitesi öğretim üyesi Araş Azizi, "Müzakerelere ve ABD ile uzlaşmaya karşı çıkan ciddi hizipler var. Ancak şu anda bu süreci engelleyecek veya şekillendirecek kurumsal güce sahip değiller" değerlendirmesini yaptı.
Pakistan, teknik görüşmelerin haftaya devam edeceğini duyurdu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, İslamabad'da gazetecilere yaptığı açıklamada görüşmelerin büyük ihtimalle Salı günü, alternatif olarak ise Pazartesi veya Çarşamba günü başlayabileceğini söyledi.
Sürecin en büyük çıkmaz noktalarından biri İran'ın nükleer programı. Batılı güçler, Tahran'ın nükleer silah ürettiğinden şüphelenirken, İran bu iddiaları sürekli olarak reddediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü Tahran'ın BM müfettişlerinin ülkeye dönüşüne "tamamen ve eksiksiz olarak" izin vermeyi kabul ettiğini öne sürdü. Tahran yönetimi ise böyle bir niyetlerinin olmadığını açıkladı.
Konuyla ilgili konuşan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Rafael Grossi, İran'ın nükleer tesislerine yapılacak denetimlerin kesinlikle gerçekleşeceğini belirtti. Grossi, "Bu denetimler bugün, yarın, bir hafta ya da on gün içinde olabilir. Zamanlama önemli ama asıl olan denetimlerin mutlaka yapılacak olmasıdır" dedi.