Gozo'da yaşayan ve başlangıçta adam öldürmeye teşebbüs suçlamasıyla yargılanan bir adam, 2005 yılında bir kişiyi iki el ateş ederek vurduğunda meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğine hükmedilmesiyle ağır yaralama suçundan beraat etti.
Żebbuġ, Gozo'dan Joseph Portelli, yalnızca yerleşim yerinde silah ateşleme suçundan mahkûm edilerek bir ay hapis cezasına çarptırıldı.
68 yaşındaki Portelli, 25 Temmuz 2005 tarihinde kendi memleketindeki Triq Zaki sokağında yaşanan kavganın ardından Franky Cini'yi öldürmeye teşebbüsle suçlanmıştı.
İki el ateşli silah yarası alan Cini ise ayrı bir davada Portelli'yi öldürmeye teşebbüsle suçlanmış, ancak Sulh Mahkemesi tarafından beraat etmiş ve bu karar temyizde de onanmıştı.
Portelli ayrıca bir kişiye karşı suç işlerken silah taşımak, ruhsatsız silah ve mühimmat bulundurmak ile Cini'yi ağır şekilde yaralamakla suçlanmıştı. Bunların yanı sıra kamu düzenini bozmak, yerleşim yerinde silah ateşlemek ve av tüfeği ile kişileri tehdit etmekle de itham edilmişti.
Portelli tüm suçlamaları reddetti.
Savunma, son yazılı savunmasında bazı delillerin kabul edilebilirliğini ve davadaki bilirkişi atamalarındaki tutarsızlıkları sorguladı. Ayrıca delil zinciri ile bazı delillerin toplanma ve muhafaza biçimine ilişkin itirazlarda bulundu.
Mahkeme, balistik raporunda Tuğgeneral Maurice Calleja'nın 25 Temmuz 2005 tarihinde bilirkişi olarak atandığının belirtildiğini tespit etti. Ancak farklı bilirkişilerin atandığı kararname 28 Temmuz 2005 tarihli olup Calleja bu kararnamede yer almıyordu. Mahkeme, Calleja'nın hiçbir zaman bilirkişi olarak atanmadığına ve dolayısıyla toplanan deliller hakkında görüş bildiremeyeceğine hükmetti.
Davayı soruşturan bazı polis memurlarının soruşturmada bilirkişi olarak atandığı da tespit edildi. Mahkeme, olası çıkar çatışması nedeniyle bunun yapılamayacağına karar verdi. Bilirkişinin rolünün toplanan delilleri analiz etmek ve konuya ilişkin uzman görüşü sunmakla sınırlı olması gerektiğini, ancak bir polis memurunun birden fazla rolü aynı anda üstlenemeyeceğini hatırlattı.
Mahkeme, içtihat kararlarına atıfta bulunarak komiser, çavuş ve diğer polis memurlarının bilirkişi olarak atanmaması gerektiğine, soruşturmada atanmış olsalar bile bilirkişi değil adi tanık olarak değerlendirilmeleri gerektiğine hükmetti.
Portelli'nin tanık atamalarına itiraz etmemiş olmasını da göz önünde bulunduran mahkeme, memurların tanıklık ettiği olguları dikkate alacağına, ancak olgulara ilişkin görüşlerini dışlayacağına karar verdi.
Savunma, özellikle tabanca, av tüfeği, tabanca kılıfı ve mühimmatla ilgili delil zincirine ilişkin sorular da gündeme getirdi. Mahkeme bu itirazı haklı buldu; çünkü tanıklıklarda ciddi tutarsızlıklar vardı. Bir tanık av tüfeğinin avludaki bir odada bulunduğunu söylerken, bir diğeri tüfeğin Portelli'nin garajında yapılan aramada balistik uzmanları tarafından el konulduğunu ifade etti.
Tabanca konusunda ise bir çavuş, bir kadının tabancayı kendisine teslim ettiğini ve kendisinin de bir komisere verdiğini söyledi. Ancak komiser, tabancanın bir araçtan el konulduğunu ve ardından başka bir çavuşa teslim edildiğini belirtti.
Portelli, polise verdiği ifadesinde tabancayı ateşlediğini itiraf etti ve kavganın nasıl geliştiğini anlattı.
Mahkeme, Portelli ve Cini'nin akrabalarının olayın nasıl yaşandığına dair çelişkili ifadeler verdiğini tespit etti.
Olay, Cini'nin kullandığı kamyonetin Portelli'nin kızına ait araca çarpması sonucu başlayan tartışmayla patlak verdi. Portelli, Cini ile konuştuktan sonra yolun ortasında kalan kamyoneti çekmek için geri döndü. Cini ise Portelli'nin arkasından giderek tornavidayla arkadan saldırdı.
Portelli'nin yaraları ağır yaralanma kapsamında değerlendirilmese de sırtından, başının arkasından ve yüzünden darbe aldığı ortaya çıktı. Mahkeme, Portelli'nin arkadan birden fazla darbe almasının çılgınca bir saldırıya işaret ettiğine hükmetti.
Mahkeme ayrıca ne Cini ne de Portelli ile akrabalık bağı olmayan bir tanığın ifadesini de değerlendirdi. Bu tanık, ikisi hâlâ yerdeyken Portelli'nin tabancayı tutarak Cini'nin karnına ateş ettiğini gördüğünü söyledi.
Mahkeme, bu ifadenin olayı aydınlattığına ve Portelli'nin saldırıya uğradıktan sonra yere yapışmış haldeyken ateş ettiğine karar verdi. Portelli'nin meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğine hükmeden mahkeme, sanığın saldırıya uğradığından kuşku duyulmadığını belirtti.