Icerige atla
Politika ⭐ 72/100

Malta Nereye Gidiyor? Büyüme Var Ama Yön Yok

Malta Nereye Gidiyor? Büyüme Var Ama Yön Yok

Asıl soru artık Malta'nın büyüyüp büyüyemeyeceği değil, neye dönüştüğüdür.

Malta bir zamanlar nereye gittiğini biliyordu. Adayı dünyaya bağlamak için havalimanı inşa ettik. Gelecek nesillere fırsat yaratmak için eğitime yatırım yaptık. Malta'nın geleceğinin kendi kıyılarının ötesinde olduğuna inandığımız için Avrupa Birliği'ne katıldık. Her karara katılmasak da bir yön vardı, bir hedef vardı.

Bugün bu yön duygusunu görmek çok daha zor. Malta GSYİH bazında hâlâ büyüyor. Yatırımlar hâlâ akıyor. Ekonomik faaliyet hâlâ üretiliyor. Ancak günlük yaşamlarını sürdüren sıradan aileler kendilerini daha iyi hissetmiyor. Birçoğu eskisinden daha fazla baskı altında. Konut giderleri gelirin daha büyük bir kısmını yutuyor. Trafik daha fazla zaman tüketiyor. Kamu hizmetleri daha fazla yük taşıyor. Açık alanlar daha kırılgan hissettiriyor. Topluluklar daha kalabalık hale geliyor.

Modern Malta'nın kalbindeki çelişki tam da bu. Ülke büyüdü, ama burada yaşayan insanların çoğu için günlük hayat zorlaştı. Mesele Malta'nın büyümeye ihtiyacı olup olmadığı değil — var. Mesele bu büyümenin, olmak istediğimiz ülke hakkında net bir fikir etrafında organize edilip edilmediğidir.

Malta'nın yolları, okulları, hastaneleri ve toplulukları yaklaşık 400.000 kişilik bir ülke için inşa edildi. Bugün burada yaklaşık 580.000 kişi yaşıyor. Bu büyümeye yönelik bir eleştiri değil; planlama konusundaki — ya da planlamanın yokluğundaki — bir gerçeğin ifadesidir. Ciddi bir hükümet yıllar önce ülkenin altyapısının bu hıza nasıl ayak uyduracağını sorardı. İşçi Partisi bu soruyu hiçbir zaman ciddi şekilde sormadı. Cevap her sabah Malta'nın her yolunda gözler önünde.

Malta çok uzun süredir kısa vadeli tepkilerle yönetildi. Daha fazla trafiğe daha fazla yol çalışmasıyla cevap verildi. Hizmetlere binen baskıya geçici çözümlerle karşılık verildi. Artan talebe daha fazla hacimle yanıt verildi. Her karar anlık bir soruna cevap veriyor olabilir, ama hep birlikte ulusal bir yön oluşturmuyor.

Siyasi farkın önem kazandığı nokta tam da burası.

İşçi Partisi giderek daha olumsuz, savunmacı ve dar düşünceli hale geldi. Sorunun boyutuyla yüzleşmek yerine eleştiriye sığınıyor. Malta'nın yirmi ya da otuz yıl sonra nasıl görünmesi gerektiğini sormak yerine tartışmayı anlık itirazlara, partizan reflekslere ve dar hesaplara indirgedi. Yapısal sorunlarla karşı karşıya olan bir ülke, geleceği hayal etmeyi bırakmış bir siyasetle yönetilemez.

Malta bunun tam tersine ihtiyaç duyuyor. Bir sonraki basın toplantısının, bir sonraki imar kararının ve bir sonraki seçim döngüsünün ötesine bakmaya hazır bir liderliğe ihtiyaç var. Ulaşım, sağlık, eğitim, konut, kültür, kamusal alan ve ekonomik kalkınmanın ayrı dosyalar olmadığını anlayan bir siyasete ihtiyaç var. Bunların hepsi aynı ulusal modelin parçaları.

Toplu Hızlı Ulaşım tartışmasının önemli olmasının nedeni budur. Sadece trenler, tüneller veya altyapıyla ilgili olduğu için değil. Malta'yı yeniden yapısal düşünmeye zorladığı için önemli. Ciddi bir ulaşım ağı hastanelerin nereye konumlanacağını, öğrencilerin eğitime nasıl erişeceğini, kültür bölgelerinin nasıl oluşacağını, işletmelerin nasıl yatırım yapacağını ve toplulukların nasıl birbirine bağlanacağını etkiler. Ülkenin nasıl işlediğine dair daha geniş bir vizyonun parçası haline gelir.

Bu öneri sadece trafiğe verilen bir cevap değil. Malta'yı yaşam kalitesi, öngörülebilirlik ve uzun vadeli planlama etrafında yeniden inşa etmeye yönelik bir ilk adım. Bir ülkenin aynı yollara, aynı topluluklara ve aynı kamu hizmetlerine sonunda bir sınıra ulaşmadan sürekli baskı ekleyemeyeceğinin kabulüdür.

Asıl tercih ulusal kalkınmaya yönelik iki yaklaşım arasındadır. Biri baskıyı geldikçe karşılamaya devam eder, gerilemeye uyum sağlayıp buna yönetim der. Diğeri farklı bir sorudan yola çıkar: Çocuklarımızın ve torunlarımızın miras almasını istediğimiz Malta nasıl bir Malta?

Bu tartışmanın amacı budur. Malta yönsüz büyümeye devam edebilir ya da büyümeyi daha iyi bir ülkeye dönüştürmeye karar verebilir. Tepki siyasetiyle devam edebilir ya da tasarım siyasetini seçebilir.

Yıllarca süren ekonomik genişlemenin ardından soru artık Malta'nın büyüme üretip üretemeyeceği değil. Açıkça üretebiliyor. Soru, bu büyümenin burada yaşayan insanlara hizmet edecek şekilde yönlendirilip yönlendirilemeyeceğidir. Liderlik bunun için vardır.

Paylaş: