Maltalı bir NASA bilim insanı, Dünya'da yaşamın nasıl başladığına dair anlayışımızı kökten değiştirebilecek bir keşfe imza atan üç kişilik ekibin üyesi. Bu keşif, evrenin başka yerlerinde yaşamın ne kadar yaygın olabileceğine ilişkin de yeni bir bakış açısı sunuyor.
Araştırmacılar Duncan Mifsud, Alfred Thomas Hopkinson ve Sergio Ioppolo, yaşamın temel yapı taşlarının uzayın zorlu koşullarında yalnızca hayatta kalmakla kalmayıp aynı zamanda gelişebildiğini kanıtladı.
Üç bilim insanı, uzay koşullarını yeniden oluşturan karmaşık bir deneyde, derin uzaydaki gaz ve tozlarda bulunan yaşamın temel yapı taşlarının sıvı suya ihtiyaç duymadan daha karmaşık kimyasal yapılar oluşturabildiğini gösterdi.
Prestijli bilim dergisi Nature'da yayımlanan çalışma, evrenin başka yerlerinde yaşam bulma olasılığının düşünülenden daha yüksek olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırma, popüler bilim yayınları ve Harvard'dan çok satan bir profesör tarafından da ele alındı.
California'daki NASA Ames Araştırma Merkezi'nde görev yapan Mifsud, "Bilim insanları yirmi yılı aşkın süredir yaşamın yapı taşlarının — amino asitlerin, şekerlerin ve nükleotidlerin — uzayda var olduğunu biliyor" dedi. "Dünya'ya düşen meteoritleri analiz ettiğinizde bu molekülleri büyük miktarlarda buluyorsunuz. Ancak bu moleküllerden yaşama geçiş çok büyük bir sıçrama."
Yaşamın temel bileşenlerini oluşturmak mümkün olsa da bu moleküllerin daha karmaşık yapılara dönüşmesi için gereken süreçlerin uzun süredir sulu bir ortamda gerçekleşmesi gerektiği varsayılıyordu. Ancak artık bu varsayım geçerliliğini yitirdi.
Mifsud ve meslektaşları, amino asitlerin uzayın sert ve acımasız ortamında radyasyona maruz kaldığında daha önce varsayıldığı gibi yok olmak yerine, bilinen tüm yaşam formlarında bulunan proteinleri oluşturmak için gerekli zincirleri yani peptitleri oluşturabildiğini kanıtladı. Üstelik bunu su olmadan başardı.
Danimarka'daki Aarhus Üniversitesi Yıldızlararası Kataliz Merkezi'nde doktora sonrası araştırmacı olan İngiliz bilim insanı Hopkinson, bu keşfin "yaşama giden kimyanın nasıl gerçekleşmiş olabileceğine dair tamamen yeni bir bakış açısı sunduğunu" açıkladı.
Hopkinson, "Bu keşif, çoğu insanın yaşamın kökenine giden kimya hakkındaki düşüncelerini sorguluyor" dedi. Dünya'nın 'ilkel çorbası' — organik bileşiklerle dolu sıcak ve besin açısından zengin okyanuslar — hakkındaki uzun süredir kabul gören inançlara dikkat çekerek, "Bu yeni bir kapı açtı ve yaşama yol açabilecek kimyanın, en azından ilk adımların, sanıldığı kadar kısıtlayıcı olmadığını gösterdi" diye ekledi.
"Onlar uzayda, gezegenleri tohumlamak için bekliyorlar" — NASA bilim insanı Duncan Mifsud
İlham Kaynağı
Hikaye 2020 yılına dayanıyor. O yıl Danimarka Aarhus Üniversitesi'nde doçent olan İtalyan bilim insanı Ioppolo, en basit amino asit olan glisinin uzayda kozmik radyasyon enerjisi olmadan 'karanlık kimya' yoluyla oluşabildiğini gösteren çığır açıcı bir araştırma yayımladı.
Ioppolo bu çalışmayı "hayatımın makalesi" olarak nitelendirdi ve sonuçların ardından şaka yollu "emekliliğe hazırım" dedi.
Ancak kısa süre sonra Ioppolo, onun çalışmasından ilham alan ve yaşamın kökenleri konusuna uzun süredir odaklanan doktora öğrencisi Hopkinson'ın eş danışmanı olarak atandı. Böylece araştırmaları yeni bir bölüme girdi.
Hopkinson, "Her şey Sergio'nun glisin oluşumu üzerine yaptığı çalışmayla başladı" dedi. "Ben de şunu sormak istedim: Glisin bu enerjik süreçlerle birlikte uzayda varsa, ne olur?"
Ancak üniversite laboratuvarı merakını keşfetmek için gereken yüksek enerjili radyasyonu taklit edemiyordu. Bunun üzerine Hopkinson, yıldız radyasyonunun etkilerini yeniden oluşturmak için kullanılan proton ışınlarıyla glisini bombardıman etme fikrini ortaya attı.
Mifsud, ihtiyaç duyulan tesisleri sağlayabilecek konumdaydı. Çünkü NASA bilim insanı yıllardır, Ioppolo'nun ekipman kurulumuna yardım ettiği Avrupa'daki pek çok tesisten biri olan Macaristan'daki Atomki nükleer araştırma tesisi ile çalışıyordu.
Deney
Ioppolo, Hopkinson'ı Mifsud ile tanıştırdı. Birlikte uzay koşullarını laboratuvar ortamında yeniden oluşturarak amino asitlerin radyasyon altındaki davranışlarını incelediler.